www-commits
[Top][All Lists]
Advanced

[Date Prev][Date Next][Thread Prev][Thread Next][Date Index][Thread Index]

www/philosophy shouldbefree.html po/shouldbefre...


From: Ali Servet Donmez
Subject: www/philosophy shouldbefree.html po/shouldbefre...
Date: Tue, 12 Jan 2010 15:33:36 +0000

CVSROOT:        /web/www
Module name:    www
Changes by:     Ali Servet Donmez <exalted>     10/01/12 15:33:36

Modified files:
        philosophy     : shouldbefree.html 
Added files:
        philosophy/po  : shouldbefree.tr.po 

Log message:
        New translation.

CVSWeb URLs:
http://web.cvs.savannah.gnu.org/viewcvs/www/philosophy/shouldbefree.html?cvsroot=www&r1=1.33&r2=1.34
http://web.cvs.savannah.gnu.org/viewcvs/www/philosophy/po/shouldbefree.tr.po?cvsroot=www&rev=1.1

Patches:
Index: shouldbefree.html
===================================================================
RCS file: /web/www/www/philosophy/shouldbefree.html,v
retrieving revision 1.33
retrieving revision 1.34
diff -u -b -r1.33 -r1.34
--- shouldbefree.html   15 Oct 2009 10:12:45 -0000      1.33
+++ shouldbefree.html   12 Jan 2010 15:33:28 -0000      1.34
@@ -878,7 +878,7 @@
 <p>
 Updated:
 <!-- timestamp start -->
-$Date: 2009/10/15 10:12:45 $
+$Date: 2010/01/12 15:33:28 $
 <!-- timestamp end -->
 </p>
 </div>
@@ -932,6 +932,8 @@
 <li><a 
href="/philosophy/shouldbefree.sr.html">&#x0441;&#x0440;&#x043f;&#x0441;&#x043a;&#x0438;</a>&nbsp;[sr]</li>
 <!-- Tamil -->
 <li><a 
href="/philosophy/shouldbefree.ta.html">&#2980;&#2990;&#3007;&#2996;&#3021;</a>&nbsp;[ta]</li>
+<!-- Turkish -->
+<li><a 
href="/philosophy/shouldbefree.tr.html">T&#x00fc;rk&#x00e7;e</a>&nbsp;[tr]</li>
 <!-- Chinese(Simplified) -->
 <li><a 
href="/philosophy/shouldbefree.zh-cn.html">&#x7b80;&#x4f53;&#x4e2d;&#x6587;</a>&nbsp;[zh-cn]</li>
 <!-- Chinese(Traditional) -->

Index: po/shouldbefree.tr.po
===================================================================
RCS file: po/shouldbefree.tr.po
diff -N po/shouldbefree.tr.po
--- /dev/null   1 Jan 1970 00:00:00 -0000
+++ po/shouldbefree.tr.po       12 Jan 2010 15:33:31 -0000      1.1
@@ -0,0 +1,1960 @@
+# Turkish translations for shouldbefree.html package
+# shouldbefree.html paketi için Türkçe çeviriler
+# Copyright (C) 2009 Free Software Foundation, Inc.
+# This file is distributed under the same license as the shouldbefree.html 
package.
+# Tahir Emre Kalaycı <address@hidden>, 2009.
+# Çiğdem Özşar, 2009.
+# Birkan Sarıfakıoğlu, 2009.
+# Serkan Çapkan, 2009.
+# İzlem Gözükeleş, 2009.
+#
+msgid ""
+msgstr ""
+"Project-Id-Version: shouldbefree.html\n"
+"POT-Creation-Date: 2009-10-15 16:26-0300\n"
+"PO-Revision-Date: 2010-01-12 16:31+0100\n"
+"Last-Translator: Tahir Emre Kalaycı <address@hidden>\n"
+"Language-Team: Turkish <address@hidden>\n"
+"MIME-Version: 1.0\n"
+"Content-Type: text/plain; charset=UTF-8\n"
+"Content-Transfer-Encoding: 8bit\n"
+"Plural-Forms: nplurals=1; plural=0;\n"
+
+# type: Content of: <title>
+msgid ""
+"Why Software Should Be Free - GNU Project - Free Software Foundation (FSF)"
+msgstr ""
+"Yazılım Niçin Özgür Olmalıdır - GNU Projesi - Özgür Yazılım Vakfı 
(FSF)"
+
+# type: Content of: <h2>
+msgid "Why Software Should Be Free"
+msgstr "Yazılım Niçin Özgür Olmalıdır"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"by <a href=\"http://www.stallman.org/\";><strong>Richard Stallman</strong></a>"
+msgstr ""
+"Yazan: <a href=\"http://www.stallman.org/\";><strong>Richard Stallman</"
+"strong></a>"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid "(Version of April 24, 1992)"
+msgstr "(24 Nisan 1992 sürümü)"
+
+# type: Content of: <h3>
+msgid "Introduction"
+msgstr "Giriş"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The existence of software inevitably raises the question of how decisions "
+"about its use should be made.  For example, suppose one individual who has a "
+"copy of a program meets another who would like a copy.  It is possible for "
+"them to copy the program; who should decide whether this is done? The "
+"individuals involved? Or another party, called the &ldquo;owner&rdquo;?"
+msgstr ""
+"Yazılımın varlığı, kullanımına ilişkin kararların nasıl verilmesi 
gerektiği "
+"sorusunu gündeme getirmektedir. Örneğin, bir programın kopyasına sahip 
bir "
+"bireyin, kopya isteyen başka bir bireyle karşılaştığını varsayalım. 
Bu "
+"bireylerin programı kopyalaması mümkündür; bunun gerçekleşip "
+"gerçekleşmeyeceğine kim karar vermelidir? İlgili bireyler mi? Ya da 
“sahip” "
+"olarak adlandırılan başka bir taraf mı?"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Software developers typically consider these questions on the assumption "
+"that the criterion for the answer is to maximize developers' profits. The "
+"political power of business has led to the government adoption of both this "
+"criterion and the answer proposed by the developers: that the program has an "
+"owner, typically a corporation associated with its development."
+msgstr ""
+"Yazılım geliştiricileri, tipik olarak bu soruları, cevaba ilişkin 
ölçüti, "
+"geliştiricilerin kârını maksimuma çıkarma varsayımına bağlı olarak "
+"değerlendirmektedir. İşin politik gücü, hükümetin hem bu ölçütleri 
hem de "
+"geliştiriciler tarafından önerilen cevabı benimsemesine neden olmuştur: "
+"programın, tipik olarak geliştirilmesinde bulunan bir şirket olan bir 
sahibi "
+"vardır. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"I would like to consider the same question using a different criterion: the "
+"prosperity and freedom of the public in general."
+msgstr ""
+"Aynı soruyu farklı bir ölçüt kullanarak değerlendirmek istiyorum: genel 
"
+"olarak toplumun refahı ve özgürlüğünü göz önünde bulundurarak."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"This answer cannot be decided by current law&mdash;the law should conform to "
+"ethics, not the other way around.  Nor does current practice decide this "
+"question, although it may suggest possible answers.  The only way to judge "
+"is to see who is helped and who is hurt by recognizing owners of software, "
+"why, and how much.  In other words, we should perform a cost-benefit "
+"analysis on behalf of society as a whole, taking account of individual "
+"freedom as well as production of material goods."
+msgstr ""
+"Bu yanıt, mevcut kanun tarafından belirlenemez, kanun, etiğe uymalıdır, "
+"bunun tersi olmamalıdır. Olası yanıtları sunabilmesine rağmen, mevcut "
+"uygulama bu sorunun cevabını vermez. yanıtlandırmanın tek yolu, 
yazılım "
+"sahibinin tanımlanması ile kimlerin zarar gördüğü, zararın niçin ve 
ne kadar "
+"olduğu ve kime yardım ettiğinin görülmesidir. Başka bir deyişle, 
ürünlerin "
+"üretilmesi kadar, bir bütün olarak toplum tarafında tam anlamıyla 
özgürlüğü "
+"de dikkate alarak bir maliyet-kâr analizi gerçekleştirmeliyiz."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"In this essay, I will describe the effects of having owners, and show that "
+"the results are detrimental.  My conclusion is that programmers have the "
+"duty to encourage others to share, redistribute, study, and improve the "
+"software we write: in other words, to write <a href=\"/philosophy/free-sw."
+"html\">&ldquo;free&rdquo; software</a>.<a href=\"#f1\">(1)</a>"
+msgstr ""
+"Bu yazıda, sahipliğin var olmasının etkilerini açıklayacak ve 
sonuçların "
+"zararlı olduğunu göstereceğim. Vardığım sonuç, programcıların, 
yazmış "
+"olduğumuz yazılımı, paylaşma, yeniden dağıtma, üzerinde çalışma ve 
"
+"geliştirme konusunda yüreklendirme görevine sahip olduğudur: başka bir "
+"deyişle, <a href=\"/philosophy/free-sw.html\">özgür yazılım</a> yazma "
+"konusunda insanları yüreklendirmek görevimizdir.<a href=\"#f1\">(1)</a>"
+
+# type: Content of: <h3>
+msgid "How Owners Justify Their Power"
+msgstr "Yazılım Sahipleri Güçlerini Nasıl Haklı Gösterir?"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Those who benefit from the current system where programs are property offer "
+"two arguments in support of their claims to own programs: the emotional "
+"argument and the economic argument."
+msgstr ""
+"Programların mülkiyet altında olduğu mevcut sistemden faydalananlar, "
+"programları sahiplenme isteklerini desteklemek için iki sav sunar: duygusal 
"
+"sav ve ekonomik sav."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The emotional argument goes like this: &ldquo;I put my sweat, my heart, my "
+"soul into this program.  It comes from <em>me</em>, it's <em>mine</em>!"
+"&rdquo;"
+msgstr ""
+"Duygusal sav şu şekildedir: “Alın terimi, kalbimi, ruhumu bu programa "
+"koydum. Bu program benden gelmektedir, bu program benimdir!”"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"This argument does not require serious refutation.  The feeling of "
+"attachment is one that programmers can cultivate when it suits them; it is "
+"not inevitable.  Consider, for example, how willingly the same programmers "
+"usually sign over all rights to a large corporation for a salary; the "
+"emotional attachment mysteriously vanishes.  By contrast, consider the great "
+"artists and artisans of medieval times, who didn't even sign their names to "
+"their work.  To them, the name of the artist was not important.  What "
+"mattered was that the work was done&mdash;and the purpose it would serve.  "
+"This view prevailed for hundreds of years."
+msgstr ""
+"Bu savın yanlış olduğunun kanıtlanması gerekmez. Bağlılık duygusu, "
+"kendilerine uygun olduğunda programcıların kazandığı bir duygudur; "
+"kaçınılmaz bir duygu değildir. Örneğin, aynı programcıların, bir 
maaş "
+"karşılığında yazılımlarının tüm haklarını büyük bir firmaya 
devrettiği "
+"durumu düşünelim; duygusal bağlılık esrarengiz bir şekilde ortadan 
kaybolur. "
+"Bunun zıttı olarak, çalışmalarına imzalarını bile atmayan ortaçağ "
+"zamanlarının büyük sanatçılarını ve zanaatçılarını düşünelim. 
Onlara göre, "
+"sanatçının adı önemli değildi. Önemli olan çalışmanın yapılması, 
ve hizmet "
+"edeceği amaçtı. Bu görüş, yüzlerce yıl hüküm sürdü."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The economic argument goes like this: &ldquo;I want to get rich (usually "
+"described inaccurately as &lsquo;making a living&rsquo;), and if you don't "
+"allow me to get rich by programming, then I won't program.  Everyone else is "
+"like me, so nobody will ever program.  And then you'll be stuck with no "
+"programs at all!&rdquo; This threat is usually veiled as friendly advice "
+"from the wise."
+msgstr ""
+"Ekonomik sav şu şekildedir: “Zengin olmak istiyorum (genellikle 
“ekmeğini "
+"kazanmak” ifadesiyle karıştırılmaktadır) ve programlama yaparak zengin 
"
+"olmama izin vermezseniz, o zaman programlama yapmayacağım. Herkes benim "
+"gibidir, bu nedenle, hiç kimse program yapmayacaktır. Ve o zaman elinizde "
+"hiçbir program olmayacak!” Bu tehdit, genellikle arkadaşça bir tavsiye "
+"altında gizlenmektedir. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"I'll explain later why this threat is a bluff.  First I want to address an "
+"implicit assumption that is more visible in another formulation of the "
+"argument."
+msgstr ""
+"Daha sonra bu tehdidin niçin bir blöf olduğunu açıklayacağım. İlk 
olarak, "
+"savın başka bir biçiminde  görülebilir olan bir kapalı varsayıma 
işaret "
+"etmek istiyorum."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"This formulation starts by comparing the social utility of a proprietary "
+"program with that of no program, and then concludes that proprietary "
+"software development is, on the whole, beneficial, and should be "
+"encouraged.  The fallacy here is in comparing only two outcomes&mdash;"
+"proprietary software vs. no software&mdash;and assuming there are no other "
+"possibilities."
+msgstr ""
+"Bu ifade etme, hiçbir programın olmadığı durumla özel mülk bir 
programın "
+"sosyal yararının karşılaştırılmasıyla başlar ve daha sonra bir 
bütün olarak "
+"özel mülk yazılım gelişiminin yararlı olduğu ve cesaretlendirilmesi "
+"gerektiği sonucuna varır. Buradaki yanlış mantık, iki sonucun, özel 
mülk "
+"yazılımın olması durumu ile hiçbir yazılımın olmaması durumu, "
+"karşılaştırılmasındadır ve başka hiçbir olasılığın olmadığı "
+"varsayılmaktadır. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Given a system of software copyright, software development is usually linked "
+"with the existence of an owner who controls the software's use.  As long as "
+"this linkage exists, we are often faced with the choice of proprietary "
+"software or none.  However, this linkage is not inherent or inevitable; it "
+"is a consequence of the specific social/legal policy decision that we are "
+"questioning: the decision to have owners.  To formulate the choice as "
+"between proprietary software vs. no software is begging the question."
+msgstr ""
+"Yazılım telif hakkı sistemi söz konusu olduğunda, yazılım gelişimi "
+"genellikle yazılımın kullanımını kontrol eden bir sahibin varlığıyla 
"
+"ilişkilidir. Bu ilişki var olduğu sürece, her zaman özel mülk 
yazılımın var "
+"olması ya da hiçbir yazılımın var olmaması seçeneğiyle karşı 
karşıya "
+"kalırız. Ancak, bu ilişki yapısal ya da önlenemeyen bir ilişki 
değildir; bu, "
+"sorgulamakta olduğumuz özel sosyal/yasal kararın bir sonucudur: bu, 
yazılım "
+"sahipliğinin olup olmaması kararıdır. Özel mülk yazılımın var 
olması - "
+"hiçbir yazılımın var olmaması arasındaki tercihin formülize edilmesi, "
+"sorgulanmayı gerektirmektedir."
+
+# type: Content of: <h3>
+msgid "The Argument against Having Owners"
+msgstr "Sahiplerin Olmasına Karşı Sav"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The question at hand is, &ldquo;Should development of software be linked "
+"with having owners to restrict the use of it?&rdquo;"
+msgstr ""
+"Şu anda soru şudur: “Yazılımın gelişimi, kullanımının 
kısıtlanması amacıyla "
+"sahiplerinin olmasıyla ilişkilendirilmeli midir?”"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"In order to decide this, we have to judge the effect on society of each of "
+"those two activities <em>independently</em>: the effect of developing the "
+"software (regardless of its terms of distribution), and the effect of "
+"restricting its use (assuming the software has been developed).  If one of "
+"these activities is helpful and the other is harmful, we would be better off "
+"dropping the linkage and doing only the helpful one."
+msgstr ""
+"Buna karar vermek için, bu iki eylemin her birinin toplum üzerindeki "
+"etkisini birbirinden bağımsız olarak değerlendirmemiz gerekir: 
yazılımın "
+"geliştirilmesinin etkisi (dağıtım terimlerinden bağımsız olarak) ve "
+"kullanımının sınırlanmasının etkisi (yazılımın geliştirilmiş 
olduğu "
+"varsayılarak). Bu eylemlerden biri yararlı ve diğeri de zararlı ise, o 
zaman "
+"ilişkiyi bırakmamız ve yalnızca yararlı olan eylemi gerçekleştirmemiz 
daha "
+"iyidir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"To put it another way, if restricting the distribution of a program already "
+"developed is harmful to society overall, then an ethical software developer "
+"will reject the option of doing so."
+msgstr ""
+"Bu durumu farklı bir şekilde ortaya koyarsak, halihazırda geliştirilmiş 
olan "
+"bir programın dağıtılmasının kısıtlanması toplum için zararlı ise, 
o zaman "
+"etik bir yazılım geliştiricisi, bu seçeneği reddedecektir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"To determine the effect of restricting sharing, we need to compare the value "
+"to society of a restricted (i.e., proprietary) program with that of the same "
+"program, available to everyone.  This means comparing two possible worlds."
+msgstr ""
+"Paylaşmanın kısıtlanmasının etkisini belirlemek için, kısıtlı 
(başka bir "
+"deyişle, özel mülk) bir programın toplum için değerini, aynı 
programın "
+"herkes için ulaşılabilir olduğu durumdaki değeriyle 
karşılaştırmamız "
+"gerekir. Bu, iki dünyanın karşılaştırılması anlamına gelmektedir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"This analysis also addresses the simple counterargument sometimes made that "
+"&ldquo;the benefit to the neighbor of giving him or her a copy of a program "
+"is cancelled by the harm done to the owner.&rdquo; This counterargument "
+"assumes that the harm and the benefit are equal in magnitude.  The analysis "
+"involves comparing these magnitudes, and shows that the benefit is much "
+"greater."
+msgstr ""
+"Bu çözümleme, ayrıca şu şekilde yapılan basit karşı savı da 
yanıtlamaktadır. "
+"“komşuya programın bir kopyasının verilmesinin yararı, programın 
sahibine "
+"verilen zarar nedeniyle yok olmaktadır.” Bu karşı sav, zararın ve 
faydanın "
+"eşit büyüklükte olduğunu varsaymaktadır. Çözümleme, iki 
büyüklüğün "
+"karşılaştırılmasını içermektedir ve faydanın daha büyük olduğunu "
+"göstermektedir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"To elucidate this argument, let's apply it in another area: road "
+"construction."
+msgstr ""
+"Bu savı açıklığa kavuşturmak için, bu savı başka bir alana 
uygulayalım: yol "
+"inşaatı."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"It would be possible to fund the construction of all roads with tolls. This "
+"would entail having toll booths at all street corners.  Such a system would "
+"provide a great incentive to improve roads.  It would also have the virtue "
+"of causing the users of any given road to pay for that road.  However, a "
+"toll booth is an artificial obstruction to smooth driving&mdash;artificial, "
+"because it is not a consequence of how roads or cars work."
+msgstr ""
+"Bütün yolların finansmanı geçiş ücretleriyle sağlanabilir. Bu, tüm 
cadde "
+"köşelerinde geçiş ücreti stantlarının olmasını gerektirecektir. Bu 
gibi bir "
+"sistem, yolları iyileştirmek için büyük bir istenç sağlayacaktır. 
Ayrıca "
+"herhangi belirli bir yolun kullanıcılarının söz konusu yol için ödeme "
+"yapmasına neden olacaktır. Ancak, geçiş ücreti standı, düzgün bir 
biçimde "
+"araba sürülmesine ilişkin yapay bir engeldir, yapaydır çünkü yolların 
ya da "
+"arabaların nasıl çalıştığının bir sonucu değildir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Comparing free roads and toll roads by their usefulness, we find that (all "
+"else being equal) roads without toll booths are cheaper to construct, "
+"cheaper to run, safer, and more efficient to use.<a href=\"#f2\">(2)</a> In "
+"a poor country, tolls may make the roads unavailable to many citizens.  The "
+"roads without toll booths thus offer more benefit to society at less cost; "
+"they are preferable for society.  Therefore, society should choose to fund "
+"roads in another way, not by means of toll booths.  Use of roads, once "
+"built, should be free."
+msgstr ""
+"Yararları açısından ücretli ve ücretsiz yolları karşılaştırırsak, 
geçiş "
+"ücreti stantlarına sahip olmayan yolların inşaatının ve 
çalıştırılmasının "
+"daha ucuz olduğunu, daha güvenli ve kullanımının daha etkin olduğunu "
+"görürüz<a href=\"#f2\">(2)</a>. Fakir bir ülkede, geçiş ücretleri, 
yolları "
+"birçok vatandaş için daha elverişsiz hale getirmektedir. Bu nedenle, 
geçiş "
+"ücreti standı olmayan yollar, topluma daha düşük maliyette daha fazla 
fayda "
+"sunmaktadır; toplum için daha çok tercih edilmektedir. Bu nedenle 
toplumun, "
+"yolların finansmanını geçiş ücreti stantları yerine başka bir 
şekilde "
+"sağlaması gereklidir. Bir kere inşaa edildikten sonra, yolların 
kullanımı "
+"ücretsiz olmalıdır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"When the advocates of toll booths propose them as <em>merely</em> a way of "
+"raising funds, they distort the choice that is available.  Toll booths do "
+"raise funds, but they do something else as well: in effect, they degrade the "
+"road.  The toll road is not as good as the free road; giving us more or "
+"technically superior roads may not be an improvement if this means "
+"substituting toll roads for free roads."
+msgstr ""
+"Geçiş ücreti stantlarının savunucuları finansmanın sağlanması için 
<em>tek "
+"yol</em> olarak bu stantları önerdiklerinde, mevcut tercih olanaklarını "
+"bozarlar. Geçiş ücreti stantları finansman sağlamaktadır ancak başka 
bir "
+"şeyi daha yapmaktadır: aslında, yolun kalitesini bozmaktadır. Geçiş 
ücretli "
+"yol, ücretsiz (özgür) yol kadar iyi değildir; bu, ücretsiz yolların 
yerine "
+"geçiş ücretli yolların geçeceği anlamına geliyorsa, daha iyi ya da 
teknik "
+"olarak üstün yolların iyi bir sonuç vermeyebileceğini gösterir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Of course, the construction of a free road does cost money, which the public "
+"must somehow pay.  However, this does not imply the inevitability of toll "
+"booths.  We who must in either case pay will get more value for our money by "
+"buying a free road."
+msgstr ""
+"Tabi ki, ücretsiz bir yolun inşaatının da maliyeti vardır ve bu 
maliyeti, "
+"kamunun bir şekilde ödemesi şarttır. Ancak, bu, geçiş ücreti 
stantlarının "
+"önlenemez olduğu anlamına gelmez. Her iki durumda da ücret ödemesi 
gereken "
+"bizler için, ücretsiz bir yolun satın alınması paramızın daha iyi "
+"değerlendirilmesini sağlayacaktır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"I am not saying that a toll road is worse than no road at all.  That would "
+"be true if the toll were so great that hardly anyone used the road&mdash;but "
+"this is an unlikely policy for a toll collector.  However, as long as the "
+"toll booths cause significant waste and inconvenience, it is better to raise "
+"the funds in a less obstructive fashion."
+msgstr ""
+"Geçiş ücreti olan bir yolun, hiç yolun olmamasından daha kötü 
olduğunu "
+"söylemiyorum. Bu, geçiş ücretinin hiç kimsenin yolu kullanamayacağı 
kadar "
+"yüksek olduğu durumda geçerli olurdu, ancak bu, bir geçiş ücreti 
toplayıcısı "
+"için muhtemel olmayan bir politikadır. Ancak, geçiş ücreti stantları 
önemli "
+"harcama ve elverişsizliğe neden olduğu sürece, finansmanın daha az "
+"engelleyici bir biçimde sağlanması daha iyidir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"To apply the same argument to software development, I will now show that "
+"having &ldquo;toll booths&rdquo; for useful software programs costs society "
+"dearly: it makes the programs more expensive to construct, more expensive to "
+"distribute, and less satisfying and efficient to use.  It will follow that "
+"program construction should be encouraged in some other way.  Then I will go "
+"on to explain other methods of encouraging and (to the extent actually "
+"necessary) funding software development."
+msgstr ""
+"Yazılım gelişimine aynı savı uygulayarak, şimdi yararlı yazılım 
programları "
+"için “geçiş ücreti stantlarının” olmasının topluma pahalıya mal 
olduğunu "
+"göstereceğim: programların oluşturulmasının daha pahalıya mal 
olmasına, "
+"ortaya çıkan ürünün daha pahalı olmasına ve kullanımının daha az 
tatmin "
+"edici ve daha verimsiz olmasına neden olmaktadır. Bunu, program 
yapısının "
+"başka bir şekilde desteklenmesi gerektiği sonucu izleyecektir. Daha sonra, 
"
+"yazılım gelişiminin desteklenmesi ve (gerçekte gerekli olduğu dereceye "
+"kadar) finanse edilmesi için başka yöntemleri açıklamaya devam 
edeceğim."
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid "The Harm Done by Obstructing Software"
+msgstr "Yazılımın Engellenmesi ile Verilen Zarar"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Consider for a moment that a program has been developed, and any necessary "
+"payments for its development have been made; now society must choose either "
+"to make it proprietary or allow free sharing and use.  Assume that the "
+"existence of the program and its availability is a desirable thing.<a href="
+"\"#f3\">(3)</a>"
+msgstr ""
+"Bir an için bir programın geliştirilmiş olduğunu ve gelişimi için her 
türlü "
+"gerekli bedelin ödendiğini düşünün; şimdi toplum, programı özel 
mülk yapmak "
+"ya da özgür paylaşım ve kullanım için izin vermek arasında bir tercih "
+"yapmalıdır. Programın varlığı ve ulaşılabilirliği istenen bir 
şeydir.<a href="
+"\"#f3\">(3)</a>"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Restrictions on the distribution and modification of the program cannot "
+"facilitate its use.  They can only interfere.  So the effect can only be "
+"negative.  But how much? And what kind?"
+msgstr ""
+"Programın dağıtımı ve değiştirilmesi üzerindeki sınırlamalar 
kullanımını "
+"kolaylaştıramaz. Bu sınırlamalar yalnızca zarar vericidir. Bu nedenle "
+"etkileri yalnızca olumsuz olabilir. Ancak ne kadar? Ve ne çeşit?"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid "Three different levels of material harm come from such obstruction:"
+msgstr "Bu gibi bir engellemeden dolayı üç farklı maddi zarar seviyesi 
vardır:"
+
+# type: Content of: <ul><li>
+msgid "Fewer people use the program."
+msgstr "Daha az sayıda insan programı kullanmaktadır."
+
+# type: Content of: <ul><li>
+msgid "None of the users can adapt or fix the program."
+msgstr "Kullanıcıların hiçbiri programı uyarlayamaz ya da onaramaz."
+
+# type: Content of: <ul><li>
+msgid "Other developers cannot learn from the program, or base new work on it."
+msgstr ""
+"Diğer geliştiriciler programdan bir şeyler öğrenemez ya da yeni 
çalışmalar "
+"için programı temel alamaz."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Each level of material harm has a concomitant form of psychosocial harm. "
+"This refers to the effect that people's decisions have on their subsequent "
+"feelings, attitudes, and predispositions.  These changes in people's ways of "
+"thinking will then have a further effect on their relationships with their "
+"fellow citizens, and can have material consequences."
+msgstr ""
+"Her bir maddi zarar seviyesi, eşlik eden bir psiko-sosyal zarar biçimine "
+"sahiptir. Bu, insanların kararlarının sonraki duyguları, yaklaşımları 
ve "
+"yatkınlıkları üzerindeki etkisine gönderme yapmaktadır. İnsanların 
düşünme "
+"yollarındaki bu değişiklikler daha sonra diğer insanlarla ilişkilerinde 
ek "
+"bir etkiye sahip olacaktır ve maddi sonuçlara neden olabilir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The three levels of material harm waste part of the value that the program "
+"could contribute, but they cannot reduce it to zero.  If they waste nearly "
+"all the value of the program, then writing the program harms society by at "
+"most the effort that went into writing the program.  Arguably a program that "
+"is profitable to sell must provide some net direct material benefit."
+msgstr ""
+"Maddi zararın üç seviyesi, programın katabildiği değerin bir kısmını 
"
+"tüketebilir ancak sıfıra indiremez. Programın değerinin neredeyse 
tümünü "
+"harcarlarsa, o zaman programın yazılması en azından programı 
geliştirmek "
+"için harcanan emek şeklinde topluma zarar verir. Satılması kârlı olan 
bir "
+"program birtakım net doğrudan maddi fayda sağlamalıdır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"However, taking account of the concomitant psychosocial harm, there is no "
+"limit to the harm that proprietary software development can do."
+msgstr ""
+"Ancak, eşlik eden psiko-sosyal zarar hesaba katıldığında, özel mülk 
yazılım "
+"gelişiminin verebildiği zararın bir sınırı yoktur. "
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid "Obstructing Use of Programs"
+msgstr "Programların Kullanımının Sınırlandırılması"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The first level of harm impedes the simple use of a program.  A copy of a "
+"program has nearly zero marginal cost (and you can pay this cost by doing "
+"the work yourself), so in a free market, it would have nearly zero price.  A "
+"license fee is a significant disincentive to use the program.  If a widely-"
+"useful program is proprietary, far fewer people will use it."
+msgstr ""
+"İlk zarar seviyesi, programın basit bir biçimde kullanımına engel "
+"olmaktadır. Bir programın kopyalanması hemen hemen sıfır marjinal 
maliyete "
+"sahiptir (ve işi kendiniz yaparak bu maliyeti ödeyebilirsiniz), bu nedenle "
+"özgür bir piyasada, hemen hemen sıfır fiyata sahip olacaktır. Lisans 
ücreti, "
+"programın kullanılmasına ilişkin önemli bir engelleyici etkendir. Geniş 
"
+"çaplı olarak yararlı olan bir program özel mülk ise, çok daha az 
sayıda "
+"insan bu programı kullanacaktır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"It is easy to show that the total contribution of a program to society is "
+"reduced by assigning an owner to it.  Each potential user of the program, "
+"faced with the need to pay to use it, may choose to pay, or may forego use "
+"of the program.  When a user chooses to pay, this is a zero-sum transfer of "
+"wealth between two parties.  But each time someone chooses to forego use of "
+"the program, this harms that person without benefitting anyone.  The sum of "
+"negative numbers and zeros must be negative."
+msgstr ""
+"Bir programın topluma sağlayacağı toplam katkının programa bir sahip "
+"atanmasıyla azalacağı kolayca görülebilir. Programı kullanmak için 
ödeme "
+"yapması gereken programın her bir potansiyel kullanıcısı, ödeme 
yapmayı "
+"seçebilir ya da programı kullanmaktan vazgeçebilir. Kullanıcı ödeme 
yapmayı "
+"tercih ettiği zaman, iki taraf arasında toplamı sıfır olan bir para "
+"transferi gerçekleşmektedir. Ancak bir kimse programın kullanımından "
+"vazgeçmeye karar verdiğinde, bu durum, o kimseye zarar verir ve de bu "
+"durumun kimseye yararı olmaz. Negatif sayılarla sıfırların toplamı 
negatif "
+"olmalıdır. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"But this does not reduce the amount of work it takes to <em>develop</em> the "
+"program.  As a result, the efficiency of the whole process, in delivered "
+"user satisfaction per hour of work, is reduced."
+msgstr ""
+"Ancak bu, programı geliştirmek için gerekli çalışma miktarını "
+"azaltmamaktadır. Sonuç olarak, saatlik çalışma başına sağlanan 
kullanıcı "
+"memnuniyeti açısından tüm sürecin verimi azalır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"This reflects a crucial difference between copies of programs and cars, "
+"chairs, or sandwiches.  There is no copying machine for material objects "
+"outside of science fiction.  But programs are easy to copy; anyone can "
+"produce as many copies as are wanted, with very little effort.  This isn't "
+"true for material objects because matter is conserved: each new copy has to "
+"be built from raw materials in the same way that the first copy was built."
+msgstr ""
+"Bu, programlar, arabalar, sandalyeler ya da sandviçlerin kopyaları "
+"arasındaki önemli farklı yansıtır. Bilim kurgu filmlerinin dışında 
fiziksel "
+"nesneler için hiçbir kopyalama makinesi yoktur. Ancak programların "
+"kopyalanması kolaydır; herhangi bir kimse, çok az çabayla istendiği 
kadar "
+"kopya oluşturabilir. Fiziksel nesneler için bu geçerli değildir çünkü 
madde "
+"korunmaktadır: her bir yeni kopya, ilk kopyanın yapılış şekliyle aynı "
+"şekilde hammaddelerden yapılmalıdır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"With material objects, a disincentive to use them makes sense, because fewer "
+"objects bought means less raw material and work needed to make them.  It's "
+"true that there is usually also a startup cost, a development cost, which is "
+"spread over the production run.  But as long as the marginal cost of "
+"production is significant, adding a share of the development cost does not "
+"make a qualitative difference.  And it does not require restrictions on the "
+"freedom of ordinary users."
+msgstr ""
+"Maddi nesneler söz konusu olduğunda, bu nesnelerin kullanımına ilişkin "
+"engelleyici durum anlamlıdır çünkü daha az nesnenin satın alınması, 
bu "
+"nesneleri yapmak için daha az hammadde ve çalışmanın gerekli olduğu 
anlamına "
+"gelmektedir. Genelde üretim süreci üzerine dağıtılmış bir 
başlangıç "
+"maliyetinin ve bir geliştirme maliyetinin olduğu gerçektir. Ancak 
üretimin "
+"marjinal maliyeti önemli olduğu sürece, geliştirme maliyetinin bir 
kısmının "
+"eklenmesi niteliksel bir fark yaratmamaktadır. Ve sıradan kullanıcıların 
"
+"özgürlüğünde kısıtlamaların olmasını gerektirmemektedir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"However, imposing a price on something that would otherwise be free is a "
+"qualitative change.  A centrally-imposed fee for software distribution "
+"becomes a powerful disincentive."
+msgstr ""
+"Ancak, aksi takdirde özgür olacak olan bir şey üzerinde bir fiyatın "
+"dayatılması niteliksel bir değişikliktir. Yazılım dağıtımı için 
merkezi "
+"olarak dayatılan bir ücret güçlü bir engelleyici durum haline 
gelmektedir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"What's more, central production as now practiced is inefficient even as a "
+"means of delivering copies of software.  This system involves enclosing "
+"physical disks or tapes in superfluous packaging, shipping large numbers of "
+"them around the world, and storing them for sale.  This cost is presented as "
+"an expense of doing business; in truth, it is part of the waste caused by "
+"having owners."
+msgstr ""
+"Dahası, şimdi uygulandığı gibi merkezi üretim, yazılımın 
kopyalarının "
+"sunulması aracı olarak bile etkin değildir. Bu sistem gereksiz paketleme, "
+"dünya genelinde çok sayıda paketin taşınması ve satış için 
depolanmasındaki "
+"fiziksel disklerin ya da teyplerin iliştirilmesini içermektedir. Bu 
maliyet, "
+"işin yapılmasının masrafı olarak sunulmaktadır; gerçekte, sahiplerin 
olması "
+"nedeniyle oluşan boşa harcamanın bir kısmıdır."
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid "Damaging Social Cohesion"
+msgstr "Sosyal Uyumun Zarar Görmesi"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Suppose that both you and your neighbor would find it useful to run a "
+"certain program.  In ethical concern for your neighbor, you should feel that "
+"proper handling of the situation will enable both of you to use it.  A "
+"proposal to permit only one of you to use the program, while restraining the "
+"other, is divisive; neither you nor your neighbor should find it acceptable."
+msgstr ""
+"Kendinizin ve komşunuzun belirli bir programın çalışmasını yararlı "
+"bulacağını varsayın. Komşunuz açısından etik olarak bakıldığında, 
durumun "
+"uygun bir şekilde gerçekleşmesinin programın her ikiniz tarafından "
+"kullanılmasını mümkün kılacağını hissetmelisiniz. Programın 
yalnızca biriniz "
+"tarafından kullanılması ve diğerinin kısıtlanması önerisi, ara bozucu 
bir "
+"öneridir komşunuz da siz de bu durumu kabul edemezsiniz."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Signing a typical software license agreement means betraying your neighbor: "
+"&ldquo;I promise to deprive my neighbor of this program so that I can have a "
+"copy for myself.&rdquo; People who make such choices feel internal "
+"psychological pressure to justify them, by downgrading the importance of "
+"helping one's neighbors&mdash;thus public spirit suffers. This is "
+"psychosocial harm associated with the material harm of discouraging use of "
+"the program."
+msgstr ""
+"Tipik bir yazılım lisans anlaşması imzalamak komşunuza ihanet etmek 
anlamına "
+"gelmektedir: “Komşumu bu programdan mahrum bırakmaya söz veriyorum 
böylece "
+"kendim için bir kopya edinebilirim.” Bu gibi tercihler yapan insanlar, "
+"komşulara yardım etmenin önemini basit görerek kendilerini haklı 
göstermek "
+"için iç psikolojik baskı hisseder, bu nedenle toplum ruhu zayıflar. Bu, "
+"programın kullanımından insanları vazgeçirmenin maddi zararıyla 
ilişkili "
+"olan psiko-sosyal zarardır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Many users unconsciously recognize the wrong of refusing to share, so they "
+"decide to ignore the licenses and laws, and share programs anyway.  But they "
+"often feel guilty about doing so.  They know that they must break the laws "
+"in order to be good neighbors, but they still consider the laws "
+"authoritative, and they conclude that being a good neighbor (which they are) "
+"is naughty or shameful.  That is also a kind of psychosocial harm, but one "
+"can escape it by deciding that these licenses and laws have no moral force."
+msgstr ""
+"Birçok kullanıcı, paylaşmanın reddedilmesinin hatalı olduğunu 
bilinçaltında "
+"hissetmektedir, bu nedenle bu kullanıcılar, lisansları ve kanunları "
+"görmezden gelmeye karar verir ve her şekilde programları paylaşırlar. 
Ancak "
+"genellikle bunu yaptıkları için suçlu hissederler. İyi komşu olmak 
için "
+"kuralları çiğnemenin gerekli olduğunu bilirler ancak kanunlara yine de 
önem "
+"verirler ve iyi bir komşu olmanın (ki öyledirler) utanç verici ya da "
+"ahlaksızca olduğu sonucuna varırlar. Bu da psiko-sosyal bir zarar 
çeşididir "
+"ancak bu lisansların ve kanunların hiçbir törel güce sahip olmadığına 
karar "
+"vererek bundan kaçınılabilir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Programmers also suffer psychosocial harm knowing that many users will not "
+"be allowed to use their work.  This leads to an attitude of cynicism or "
+"denial.  A programmer may describe enthusiastically the work that he finds "
+"technically exciting; then when asked, &ldquo;Will I be permitted to use it?"
+"&rdquo;, his face falls, and he admits the answer is no.  To avoid feeling "
+"discouraged, he either ignores this fact most of the time or adopts a "
+"cynical stance designed to minimize the importance of it."
+msgstr ""
+"Programcılar ayrıca, çalışmalarını birçok kullanıcının 
kullanmasına izin "
+"verilmeyeceğini bilerek psikolojik zarar da görmektedir. Bu durum, siniklik 
"
+"ya da inkâr davranışına yol açmaktadır. Bir programcı, teknik olarak 
heyecan "
+"verici bulduğu çalışmayı coşkulu bir şekilde tanımlayabilir; o zaman "
+"“Kullanmama izin verilecek mi?” sorusunu duyduğunda yüzü düşer ve 
cevabın "
+"hayır olduğunu itiraf eder. Cesareti kırılmış hissetmemek için, 
çoğunlukla "
+"bu gerçeği görmezden gelir ya da bu konunun önemini en aza indirmek için 
"
+"sinik bir tutum benimser. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Since the age of Reagan, the greatest scarcity in the United States is not "
+"technical innovation, but rather the willingness to work together for the "
+"public good.  It makes no sense to encourage the former at the expense of "
+"the latter."
+msgstr ""
+"Reagan döneminden beri, A.B.D.’deki en büyük eksiklik konusu, teknik 
yenilik "
+"değil daha çok toplumun iyiliği için birlikte çalışma isteğidir. 
Toplum için "
+"birlikte çalışma isteği harcanarak teknik yeniliğin yüreklendirilmesi "
+"anlamsızdır. "
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid "Obstructing Custom Adaptation of Programs"
+msgstr "Programların Uyarlanmasının Engellenmesi"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The second level of material harm is the inability to adapt programs.  The "
+"ease of modification of software is one of its great advantages over older "
+"technology.  But most commercially available software isn't available for "
+"modification, even after you buy it.  It's available for you to take it or "
+"leave it, as a black box&mdash;that is all."
+msgstr ""
+"Maddi zararın ikinci seviyesi programların uyarlanamamasıdır. 
Yazılımın "
+"değişikliklerinin kolaylaşması eski teknolojiye göre en büyük 
avantajlardan "
+"biridir. Ancak piyasada mevcut yazılımların birçoğu, satın alındıktan 
sonra "
+"bile değişiklik için elverişli değildir. Bir kara kutu gibi, almanız ya 
da "
+"bırakmanız için uygundur, hepsi bu. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"A program that you can run consists of a series of numbers whose meaning is "
+"obscure.  No one, not even a good programmer, can easily change the numbers "
+"to make the program do something different."
+msgstr ""
+"Çalıştırabileceğimiz bir program, anlamı kapalı olan bir sayı 
serisinden "
+"oluşmaktadır. Hiç kimse, hatta iyi bir programcı bile, programın başka 
bir "
+"şey yapması için bu sayıları kolayca değiştiremez."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Programmers normally work with the &ldquo;source code&rdquo; for a program, "
+"which is written in a programming language such as Fortran or C.  It uses "
+"names to designate the data being used and the parts of the program, and it "
+"represents operations with symbols such as &lsquo;+&rsquo; for addition and "
+"&lsquo;-&rsquo; for subtraction.  It is designed to help programmers read "
+"and change programs.  Here is an example; a program to calculate the "
+"distance between two points in a plane:"
+msgstr ""
+"Programcılar normalde bir programın “kaynak kodu” ile çalışır, bu 
kaynak "
+"kodu, Fortran ya da C gibi bir programlama dilinde yazılmaktadır. "
+"Kullanılmakta olan verileri ve programın parçalarını göstermek için 
isimleri "
+"kullanır ve toplama için + ve çıkarma için – gibi sembollerle 
işlemleri "
+"temsil eder. Programcıların, programları okuması ve değiştirmesine 
yardımcı "
+"olmak için tasarlanmıştır. Burada bir örnek mevcuttur; bu örnek, bir "
+"düzlemdeki iki nokta arasındaki uzaklığı hesaplamak için kullanılan 
bir "
+"programdır:"
+
+# type: Content of: <pre>
+#, no-wrap
+msgid ""
+"\n"
+"     float\n"
+"     distance (p0, p1)\n"
+"          struct point p0, p1;\n"
+"     {\n"
+"       float xdist = p1.x - p0.x;\n"
+"       float ydist = p1.y - p0.y;\n"
+"       return sqrt (xdist * xdist + ydist * ydist);\n"
+"     }\n"
+msgstr ""
+"\n"
+"     float\n"
+"     distance (p0, p1)\n"
+"          struct point p0, p1;\n"
+"     {\n"
+"       float xdist = p1.x - p0.x;\n"
+"       float ydist = p1.y - p0.y;\n"
+"       return sqrt (xdist * xdist + ydist * ydist);\n"
+"     }\n"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Here is the same program in executable form, on the computer I normally use:"
+msgstr ""
+"Aşağıda aynı programın çalıştırılabilir biçimi gösterilmektedir, "
+"bilgisayarda normalde kullanılan:"
+
+# type: Content of: <pre>
+#, no-wrap
+msgid ""
+"\n"
+"     1314258944      -232267772      -231844864      1634862\n"
+"     1411907592      -231844736      2159150         1420296208\n"
+"     -234880989      -234879837      -234879966      -232295424\n"
+"     1644167167      -3214848        1090581031      1962942495\n"
+"     572518958       -803143692      1314803317\n"
+msgstr ""
+"\n"
+"     1314258944      -232267772      -231844864      1634862\n"
+"     1411907592      -231844736      2159150         1420296208\n"
+"     -234880989      -234879837      -234879966      -232295424\n"
+"     1644167167      -3214848        1090581031      1962942495\n"
+"     572518958       -803143692      1314803317\n"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Source code is useful (at least potentially) to every user of a program. But "
+"most users are not allowed to have copies of the source code. Usually the "
+"source code for a proprietary program is kept secret by the owner, lest "
+"anybody else learn something from it.  Users receive only the files of "
+"incomprehensible numbers that the computer will execute. This means that "
+"only the program's owner can change the program."
+msgstr ""
+"Kaynak kodu, programın her kullanıcısı için (en azından potansiyel 
olarak) "
+"yararlıdır. Ancak birçok kullanıcının, kaynak kodunun kopyalarına 
sahip "
+"olmasına izin verilmez. Genelde hiç kimse ondan bir şeyler öğrenmesin 
diye, "
+"özel mülk bir programın kaynak kodu, sahibi tarafından gizli tutulur. "
+"Kullanıcılar, yalnızca bilgisayarın çalıştıracağı anlaşılmaz 
sayı "
+"dosyalarını almaktadır. Bu, programın, yalnızca programın sahibi 
tarafından "
+"değiştirilebileceği anlamına gelmektedir. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"A friend once told me of working as a programmer in a bank for about six "
+"months, writing a program similar to something that was commercially "
+"available.  She believed that if she could have gotten source code for that "
+"commercially available program, it could easily have been adapted to their "
+"needs.  The bank was willing to pay for this, but was not permitted to&mdash;"
+"the source code was a secret.  So she had to do six months of make-work, "
+"work that counts in the GNP but was actually waste."
+msgstr ""
+"Bir arkadaşım, bir keresinde bana bir bankada altı ay programcı olarak "
+"çalıştığını ve piyasada bulunan programlara benzer bir program 
yazdığını "
+"anlatmıştı. Piyasadan mevcut programa ilişkin kaynak kodunu alabilirse, "
+"kolayca ihtiyaçlarına göre ayarlayabileceğini söylemişti. Banka, bunu 
almak "
+"için ödeme yapmak konusunda istekliydi ancak buna izin verilmemekteydi, "
+"kaynak kodu sırdı. Bu nedenle, altı ay çalışması gerekliydi, bu, bu 
büyük "
+"üründe hatırı sayılır bir çalışmaydı ancak gerçekte boşa giden 
bir "
+"çalışmaydı."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The <abbr title=\"Massachusetts Institute of Technology\">MIT</abbr> "
+"Artificial Intelligence Lab (AI Lab) received a graphics printer as a gift "
+"from Xerox around 1977.  It was run by free software to which we added many "
+"convenient features.  For example, the software would notify a user "
+"immediately on completion of a print job.  Whenever the printer had trouble, "
+"such as a paper jam or running out of paper, the software would immediately "
+"notify all users who had print jobs queued. These features facilitated "
+"smooth operation."
+msgstr ""
+"<abbr title=\"Massachusetts Institute of Technology\">MIT</abbr> Yapay Zeka "
+"Laboratuarı 1977 yılı civarında Xerox’tan hediye olarak bir grafik 
yazıcısı "
+"aldı. Bu yazıcı, birçok yararlı ekleme yaptığımız özgür yazılım 
tarafından "
+"çalıştırılmaktaydı. Örneğin, yazılım, bir yazdırma işinin 
tamamlanması "
+"üzerine bir kullanıcıyı derhal bilgilendirecekti. Yazıcıda ne zaman 
kağıt "
+"sıkışması ya da kağıtsız kalma gibi bir sorun olsa, yazılım, derhal 
yazdırma "
+"işlerini sıraya koyarak tüm kullanıcıları bilgilendirmekteydi. Bu 
özellikler "
+"düzgün çalışmayı sağlamaktaydı."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Later Xerox gave the AI Lab a newer, faster printer, one of the first laser "
+"printers.  It was driven by proprietary software that ran in a separate "
+"dedicated computer, so we couldn't add any of our favorite features.  We "
+"could arrange to send a notification when a print job was sent to the "
+"dedicated computer, but not when the job was actually printed (and the delay "
+"was usually considerable).  There was no way to find out when the job was "
+"actually printed; you could only guess.  And no one was informed when there "
+"was a paper jam, so the printer often went for an hour without being fixed."
+msgstr ""
+"Daha sonra Xerox, YZ Laboratuarına, ilk lazer yazıcılarından biri olan 
daha "
+"yeni, daha hızlı bir yazıcı verdi. Bu yazıcı, bu iş için atanan bir "
+"bilgisayarda çalışan özel mülk bir yazılım tarafından 
sürülmekteydi, bu "
+"nedenle en sevdiğimiz özelliklerin hiçbirini ekleyemedik. Bir yazdırma 
işi, "
+"bu bilgisayara gönderildiğinde ancak iş gerçekten de yazdırıldığında 
(ve "
+"gecikme genelde önemli orandaydı) bir bildirim almıyorduk. İşin 
gerçekten de "
+"ne zaman yazdırıldığının bulunması için bir yol yoktu; yalnızca 
tahmin "
+"yürütebiliyordunuz. Ve bir kağıt sıkışması olduğunda, hiç kimse "
+"bilgilendirilmiyordu, bu nedenle yazıcı genellikle hiç kimse tarafından "
+"tamir edilmeden bir saat öylece duruyordu. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The system programmers at the AI Lab were capable of fixing such problems, "
+"probably as capable as the original authors of the program.  Xerox was "
+"uninterested in fixing them, and chose to prevent us, so we were forced to "
+"accept the problems.  They were never fixed."
+msgstr ""
+"YZ Laboratuarındaki sistem programcıları muhtemelen programın orijinal "
+"yazarları gibi bu gibi problemleri çözebilmekteydi. Xerox, bu gibi "
+"problemlerin çözülmesiyle ilgilenmiyordu ve bizi bu konuda engellemeyi "
+"tercih etti, bu nedenle problemleri kabul etmeye zorlandık. Bu problemler "
+"hiçbir zaman giderilmedi."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Most good programmers have experienced this frustration.  The bank could "
+"afford to solve the problem by writing a new program from scratch, but a "
+"typical user, no matter how skilled, can only give up."
+msgstr ""
+"Birçok iyi programcı bu hüsranı yaşadı. Banka, derme çatma 
hazırlanmış olan "
+"programdan yeni bir program yazarak problemi çözmeyi başarmıştı ancak 
ne "
+"kadar yetenekli olursa olsun tipik bir kullanıcının tek yapabileceği şey 
"
+"vazgeçmekti."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Giving up causes psychosocial harm&mdash;to the spirit of self-reliance.  It "
+"is demoralizing to live in a house that you cannot rearrange to suit your "
+"needs.  It leads to resignation and discouragement, which can spread to "
+"affect other aspects of one's life.  People who feel this way are unhappy "
+"and do not do good work."
+msgstr ""
+"Bu vazgeçiş, insanda kendine güven anlamında psiko-sosyal zarara neden "
+"olmaktadır. İhtiyaçlarınıza uygun olarak yeniden düzenleyemeyeceğiniz 
bir "
+"evde yaşamak cesaret kırıcıdır. Birinin hayatının diğer yönlerini "
+"etkileyecek şekilde yayılabilen kabullenmeye ve cesaret kırmaya neden 
olur. "
+"Bu şekilde hisseden insanlar mutsuzdur ve iyi çalışma yapamazlar."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Imagine what it would be like if recipes were hoarded in the same fashion as "
+"software.  You might say, &ldquo;How do I change this recipe to take out the "
+"salt?&rdquo; and the great chef would respond, &ldquo;How dare you insult my "
+"recipe, the child of my brain and my palate, by trying to tamper with it? "
+"You don't have the judgment to change my recipe and make it work right!"
+"&rdquo;"
+msgstr ""
+"Yemek tariflerinin yazılımla aynı şekilde biriktirilmiş olduğu durumu 
hayal "
+"edin. Şöyle diyebilirsiniz: “Tuzunu azaltarak bu yemek tarifini nasıl "
+"değiştiririm?” ve büyük şef şu şekilde yanıt verir: “Beynimin ve 
damak "
+"tadımın bir sonucu olan benim yemek tarifime, tarifi kurcalamaya 
çalışarak "
+"nasıl hakaret edersin? Yemek tarifimi değiştirme ve onu daha güzel yapma "
+"hakkına sahip değilsin!”"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"&ldquo;But my doctor says I'm not supposed to eat salt! What can I do? Will "
+"you take out the salt for me?&rdquo;"
+msgstr ""
+"“Ama doktorum tuz yememem gerektiğini söyledi! Ne yapabilirim? Benim 
için "
+"tuzu çıkaramaz mısınız?”"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"&ldquo;I would be glad to do that; my fee is only $50,000.&rdquo; Since the "
+"owner has a monopoly on changes, the fee tends to be large.  &ldquo;However, "
+"right now I don't have time.  I am busy with a commission to design a new "
+"recipe for ship's biscuit for the Navy Department.  I might get around to "
+"you in about two years.&rdquo;"
+msgstr ""
+"“Bunu memnuniyetle yaparım; ücretim yalnızca $50,000’dir.” (Sahibin "
+"değişiklikler üzerinde tekeli olduğu için, ücret yüksektir.) “Ancak, 
şimdi "
+"zamanım yok. Deniz Kuvvetleri Departmanı'na gemi bisküvileri için yeni 
bir "
+"tarif tasarlamam gerekiyor. İki yıl sonra sizin işinizi görürüm.”"
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid "Obstructing Software Development"
+msgstr "Yazılım Geliştirmenin Engellenmesi"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The third level of material harm affects software development.  Software "
+"development used to be an evolutionary process, where a person would take an "
+"existing program and rewrite parts of it for one new feature, and then "
+"another person would rewrite parts to add another feature; in some cases, "
+"this continued over a period of twenty years.  Meanwhile, parts of the "
+"program would be &ldquo;cannibalized&rdquo; to form the beginnings of other "
+"programs."
+msgstr ""
+"Üçüncü maddi zarar seviyesi, yazılım geliştirmeyi etkilemektedir. 
Yazılım "
+"geliştirme, bir kimsenin mevcut bir programı aldığı ve yeni bir özellik 
için "
+"parçalarını yeniden yazdığı ve daha sonra başka bir insanın başka 
bir "
+"özellik eklemek için parçaları yeniden yazdığı evrimsel bir süreç 
olarak "
+"alışılageldi ve bazı durumlarda, bu yirmi yıllık bir periyot boyunca 
devam "
+"etti. Bu arada, programın parçaları, başka programların 
başlangıçlarını "
+"oluşturmak üzere alınacak ve orada kullanılacaktır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The existence of owners prevents this kind of evolution, making it necessary "
+"to start from scratch when developing a program.  It also prevents new "
+"practitioners from studying existing programs to learn useful techniques or "
+"even how large programs can be structured."
+msgstr ""
+"Sahiplerin var olması bu gelişim tipini engellemektedir, bir program "
+"geliştirilirken, derme çatma olarak hazırlanmış bir parçadan 
çalışılmaya "
+"başlanmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca genç pratisyenlerin, yararlı 
"
+"teknikleri öğrenmek için mevcut programları çalışmasını ya da hatta 
büyük "
+"programların yapılandırılabilmesini de önler. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Owners also obstruct education.  I have met bright students in computer "
+"science who have never seen the source code of a large program.  They may be "
+"good at writing small programs, but they can't begin to learn the different "
+"skills of writing large ones if they can't see how others have done it."
+msgstr ""
+"Sahipler ayrıca eğitimi de önlemektedir. Bilgisayar bölümünde büyük 
bir "
+"programın kaynak kodunu hiçbir zaman görmemiş zeki öğrencilerle 
karşılaştım. "
+"Küçük programları yazma konusunda başarılı olabilirler ancak 
başkalarının "
+"nasıl yaptığını göremezlerse, büyük programları yazma konusunda 
farklı "
+"özellikleri öğrenmeye başlayamazlar. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"In any intellectual field, one can reach greater heights by standing on the "
+"shoulders of others.  But that is no longer generally allowed in the "
+"software field&mdash;you can only stand on the shoulders of the other people "
+"<em>in your own company</em>."
+msgstr ""
+"Herhangi bir entelektüel alanda, birileri diğerlerinin omuzlarına 
çıkarsa, "
+"daha büyük yüksekliklere ulaşabilirler. Ancak yazılım alanında artık 
buna "
+"izin verilmemektedir, <em>kendi firmanızda</em> diğer insanların 
omuzlarına "
+"çıkabilirsiniz."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The associated psychosocial harm affects the spirit of scientific "
+"cooperation, which used to be so strong that scientists would cooperate even "
+"when their countries were at war.  In this spirit, Japanese oceanographers "
+"abandoning their lab on an island in the Pacific carefully preserved their "
+"work for the invading U.S. Marines, and left a note asking them to take good "
+"care of it."
+msgstr ""
+"İlgili psiko-sosyal zarar, ülkeleri savaşta olsa bile, bilim adamlarının 
iş "
+"birliği yapmasını sağlayacak kadar güçlü olmuş olan bilimsel 
işbirliğinin "
+"ruhunu etkilemektedir. Bu ruhta, laboratuarlarını Pasifik’teki bir adada "
+"bırakan Japon oşinograflar, ABD Deniz Kuvvetleri için çalışmalarını 
dikkatli "
+"bir şekilde korumuş ve çalışmalarına iyi bakmaları için ABD Deniz "
+"Kuvvetlerine bir not bırakmışlardır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Conflict for profit has destroyed what international conflict spared.  "
+"Nowadays scientists in many fields don't publish enough in their papers to "
+"enable others to replicate the experiment.  They publish only enough to let "
+"readers marvel at how much they were able to do.  This is certainly true in "
+"computer science, where the source code for the programs reported on is "
+"usually secret."
+msgstr ""
+"Kâra ilişkin uyuşmazlık, uluslar arası uyuşmazlığın ayırdığına 
zarar "
+"vermiştir. Bugünlerde, birçok alandaki bilim adamı, deneyini 
diğerlerinin "
+"tekrarlamasını olanaklı kılmak için yayınlarında yeterince bilgi "
+"vermemektedirler. Yalnızca okuyucuların ne kadarını yapabileceklerine "
+"şaşırmalarına yetecek kadar bilgi sunarlar. Bu, rapor halinde sunulan 
kaynak "
+"kodunun genelde sır olduğu bilgisayar biliminde de kesinlikle benzer "
+"şekildedir. "
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid "It Does Not Matter How Sharing Is Restricted"
+msgstr "Paylaşımın Nasıl Kısıtlandığı Önemli Değildir"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"I have been discussing the effects of preventing people from copying, "
+"changing, and building on a program.  I have not specified how this "
+"obstruction is carried out, because that doesn't affect the conclusion.  "
+"Whether it is done by copy protection, or copyright, or licenses, or "
+"encryption, or <acronym title=\"Read-only Memory\">ROM</acronym> cards, or "
+"hardware serial numbers, if it <em>succeeds</em> in preventing use, it does "
+"harm."
+msgstr ""
+"İnsanların bir programın kopyalanması, değiştirilmesi ve üzerine bazı 
yapı "
+"taşlarının konulmasının önlenmesinin etkilerini açıkladım. Bu 
engellemenin "
+"nasıl gerçekleştiğini açıklamadım çünkü bu, sonucu 
etkilememektedir. Kopya "
+"koruması ya da telif hakkı, lisanslar ya da şifreleme ya da <acronym 
title="
+"\"Read-only Memory\">ROM</acronym> kartları ya da donanım seri numaraları "
+"ndan hangisi ile yapılırsa yapılsın, kullanımı önlemede 
<em>başarılı</em> "
+"olursa, zarar vericidir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Users do consider some of these methods more obnoxious than others.  I "
+"suggest that the methods most hated are those that accomplish their "
+"objective."
+msgstr ""
+"Kullanıcılar, bu yöntemlerin bazılarını diğerlerinden daha uygunsuz "
+"bulmaktadır. Zannediyorum ki, en çok nefret edilen metotlar, hedeflerini "
+"gerçekleştiren metotlardır."
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid "Software Should be Free"
+msgstr "Yazılım Özgür Olmalıdır"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"I have shown how ownership of a program&mdash;the power to restrict changing "
+"or copying it&mdash;is obstructive.  Its negative effects are widespread and "
+"important.  It follows that society shouldn't have owners for programs."
+msgstr ""
+"Bir programın sahibinin olmasının, programın değiştirilmesinin ya da "
+"kopyalanmasının kısıtlanmasının, engelleyici olduğunu göstermiştim. 
Negatif "
+"etkileri yaygın ve önemlidir. Ortaya çıkan sonuç toplumda, programlar 
için "
+"sahipler olmamalıdır. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Another way to understand this is that what society needs is free software, "
+"and proprietary software is a poor substitute.  Encouraging the substitute "
+"is not a rational way to get what we need."
+msgstr ""
+"Toplumun ihtiyaç duyduğu şeyi anlamanın başka bir yolu özgür 
yazılımdır ve "
+"özel mülk yazılım kötü bir ikamedir. Bunun cesaretlendirilmesi ihtiyaç 
"
+"duyduğumuz şeyi almanın gerçekçi bir yolu değildir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Vaclav Havel has advised us to &ldquo;Work for something because it is good, "
+"not just because it stands a chance to succeed.&rdquo; A business making "
+"proprietary software stands a chance of success in its own narrow terms, but "
+"it is not what is good for society."
+msgstr ""
+"Vaclav Havel, bize şunu tavsiye etmiştir: “Bir şey için, başarılı 
olma "
+"şansına sahip olduğu için değil iyi olduğu için savaşın.”  Özel 
mülk yazılım "
+"yapan bir şirket, kendi dar anlamında başarı şansına sahiptir ancak bu, 
"
+"toplum için iyi olan şey değildir. "
+
+# type: Content of: <h3>
+msgid "Why People Will Develop Software"
+msgstr "İnsanlar Niçin Yazılım Geliştireceklerdir?"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"If we eliminate copyright as a means of encouraging people to develop "
+"software, at first less software will be developed, but that software will "
+"be more useful.  It is not clear whether the overall delivered user "
+"satisfaction will be less; but if it is, or if we wish to increase it "
+"anyway, there are other ways to encourage development, just as there are "
+"ways besides toll booths to raise money for streets. Before I talk about how "
+"that can be done, first I want to question how much artificial encouragement "
+"is truly necessary."
+msgstr ""
+"Telif hakkını insanları yazılım geliştirmeye cesaretlendiren bir araç 
olarak "
+"kabul edersek, ilk başta daha az yazılım geliştirilecektir ancak söz 
konusu "
+"yazılım daha yararlı olacaktır. Genel olarak sağlanan kullanıcı "
+"memnuniyetinin daha az olup olmayacağı açık değildir; ancak öyleyse ya 
da "
+"herhangi bir şekilde bu kullanıcı memnuniyetini arttırmak istersek, 
gelişimi "
+"yüreklendirmek için başka yollar vardır, tıpkı yollarda para toplamak 
için "
+"geçiş ücreti stantlarının dışında başka alternatiflerin de olması 
gibi. "
+"Bunun nasıl olabileceği hakkında konuşmadan önce, ilk olarak yapay "
+"cesaretlendirmenin gerçekten ne kadar gerekli olduğunu sorgulamak isterim."
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid "Programming is Fun"
+msgstr "Programlama Eğlencelidir"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"There are some lines of work that few will enter except for money; road "
+"construction, for example.  There are other fields of study and art in which "
+"there is little chance to become rich, which people enter for their "
+"fascination or their perceived value to society.  Examples include "
+"mathematical logic, classical music, and archaeology; and political "
+"organizing among working people.  People compete, more sadly than bitterly, "
+"for the few funded positions available, none of which is funded very well.  "
+"They may even pay for the chance to work in the field, if they can afford to."
+msgstr ""
+"Örneğin, para için yapılacak olmasını göz ardı edersek, yol inşaatı 
gibi az "
+"sayıda kimsenin girişeceği bazı işler vardır. Zengin olma şansının 
düşük "
+"olduğu bazı başka çalışma ve sanat dalları mevcuttur, insanlar bu gibi 
"
+"işlere meraklarından ya da toplum tarafından algılanan değerlerinden 
ötürü "
+"girer. Buna ilişkin örnekler, matematiksel mantığı, klasik müziği ve "
+"arkeolojiyi ve çalışan insanlar arasındaki politik organizasyonu "
+"kapsamaktadır. İnsanlar, finansmanı sağlanan mevcut birkaç konum için 
acı "
+"bir şekilde olmaktan çok üzgün bir şekilde rekabet eder. Hatta güçleri 
"
+"yeterse, ilgili alanda çalışmak için para bile ödeyebilirler."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Such a field can transform itself overnight if it begins to offer the "
+"possibility of getting rich.  When one worker gets rich, others demand the "
+"same opportunity.  Soon all may demand large sums of money for doing what "
+"they used to do for pleasure.  When another couple of years go by, everyone "
+"connected with the field will deride the idea that work would be done in the "
+"field without large financial returns.  They will advise social planners to "
+"ensure that these returns are possible, prescribing special privileges, "
+"powers, and monopolies as necessary to do so."
+msgstr ""
+"Bu gibi bir alan, zengin olma şansını sunmaya başlarsa, bir anda kendini "
+"değiştirebilir. Bir çalışan zengin olursa, diğerleri de aynı imkânı 
talep "
+"eder. Kısa zamanda, tümü, zevk için yapmakta oldukları şey için 
büyük "
+"miktarlarda para isteyebilirler. Birkaç yıl geçtiğinde, ilgili alanla "
+"ilişkili herkes, büyük maddi çıkar olmaksızın işin yapılmasına 
saçma gözüyle "
+"bakacaktır. Sosyal planlayıcılara, bunu gerçekleştirmek için gerekli 
olan "
+"özel tedbirleri ve tekeli oluşturarak bu kârların mümkün olmasını "
+"sağlamaları konusunda baskı yapacaklardır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"This change happened in the field of computer programming in the past "
+"decade.  Fifteen years ago, there were articles on &ldquo;computer "
+"addiction&rdquo;: users were &ldquo;onlining&rdquo; and had hundred-dollar-a-"
+"week habits.  It was generally understood that people frequently loved "
+"programming enough to break up their marriages.  Today, it is generally "
+"understood that no one would program except for a high rate of pay. People "
+"have forgotten what they knew fifteen years ago."
+msgstr ""
+"Bu değişim, son on yılda bilgisayar programcılığı alanında 
gerçekleşti. On "
+"beş yıl önce1, “bilgisayar tutkusu” adlı makaleler vardı: 
kullanıcılar "
+"“canlı bağlantı gerçekleştirmekteydi” ve haftada-yüz-dolar gibi bir 
"
+"alışkanlığa sahiptiler. Genel olarak insanların evliliklerini bile sona "
+"erdirmeye yetecek kadar bilgisayar sevgisinin olduğu anlaşılmıştı. "
+"Günümüzde, genel olarak hiç kimsenin yüksek bir ücret almadan 
programlama "
+"yapmadığı anlaşılmaktadır. İnsanlar, on beş sene önce bildikleri 
şeyi "
+"unutmuştur."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"When it is true at a given time that most people will work in a certain "
+"field only for high pay, it need not remain true.  The dynamic of change can "
+"run in reverse, if society provides an impetus.  If we take away the "
+"possibility of great wealth, then after a while, when the people have "
+"readjusted their attitudes, they will once again be eager to work in the "
+"field for the joy of accomplishment."
+msgstr ""
+"Belirli bir zamanda birçok insanın yüksek ücret için belirli bir alanda "
+"çalışacağı doğruyken, bunun hâlâ doğru olması gerekmez. Toplumun da 
bunu "
+"yüreklendirmesi ile, değişimin dinamiği tersine işleyebilir. 
İnsanların "
+"zengin olma ihtimalini ortadan kaldırırsak, o zaman bir süre sonra, "
+"davranışlarını yeniden ayarladıkları zaman, insanlar, bir kere daha 
yeniden "
+"başarının zevki için ilgili alanda çalışmaya can atacaklardır. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The question, &ldquo;How can we pay programmers?&rdquo; becomes an easier "
+"question when we realize that it's not a matter of paying them a fortune.  A "
+"mere living is easier to raise."
+msgstr ""
+"Buradaki soru şudur: “Programcılara nasıl ücret ödenebilir?” Bu 
soru, "
+"programcılara bir servet ödenmesinin gerekmediği fark edildiğinde, daha "
+"kolay bir soru haline gelmektedir. Sade bir yaşantının sağlanması daha "
+"kolaydır."
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid "Funding Free Software"
+msgstr "Özgür Yazılımın Finansmanı"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Institutions that pay programmers do not have to be software houses.  Many "
+"other institutions already exist that can do this."
+msgstr ""
+"Programcılara ücret ödeyen kurumların yazılım evleri olması gerekmez. 
Bunu "
+"yapabilecek birçok başka kurum mevcuttur."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Hardware manufacturers find it essential to support software development "
+"even if they cannot control the use of the software.  In 1970, much of their "
+"software was free because they did not consider restricting it. Today, their "
+"increasing willingness to join consortiums shows their realization that "
+"owning the software is not what is really important for them."
+msgstr ""
+"Donanım üreticileri, yazılımın kullanımını kontrol edemeseler bile, 
yazılım "
+"gelişimini desteklemeyi önemli bulmaktadır. 1970 yılında, 
yazılımlarının "
+"çoğu özgürdü çünkü kısıtlamayı düşünmüyorlardı. Günümüzde, 
konsorsiyumlara "
+"katılmaya ilişkin artan istekleri, yazılıma sahip olmanın onlar için "
+"gerçekten de önemli olan şey olmadığını fark ettiklerini 
göstermektedir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Universities conduct many programming projects.  Today they often sell the "
+"results, but in the 1970s they did not.  Is there any doubt that "
+"universities would develop free software if they were not allowed to sell "
+"software? These projects could be supported by the same government contracts "
+"and grants that now support proprietary software development."
+msgstr ""
+"Üniversiteler, birçok programlama projesi gerçekleştirmektedir. 
Günümüzde, "
+"üniversiteler, genellikle elde ettikleri sonuçları satmaktadır ancak "
+"1970’lerde satmamaktaydılar. Yazılım satmalarına izin verilmese, "
+"üniversitelerin özgür yazılım geliştirip geliştirmeyeceğine ilişkin 
bir "
+"şüphe var mıdır? Bu projeler, şimdi özel mülk yazılım gelişimini 
destekleyen "
+"hükümet anlaşmalarıyla desteklenebilir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"It is common today for university researchers to get grants to develop a "
+"system, develop it nearly to the point of completion and call that &ldquo;"
+"finished&rdquo;, and then start companies where they really finish the "
+"project and make it usable.  Sometimes they declare the unfinished version "
+"&ldquo;free&rdquo;; if they are thoroughly corrupt, they instead get an "
+"exclusive license from the university.  This is not a secret; it is openly "
+"admitted by everyone concerned.  Yet if the researchers were not exposed to "
+"the temptation to do these things, they would still do their research."
+msgstr ""
+"Günümüzde üniversite araştırmacılarının bir sistem geliştirmek, 
sistemi "
+"tamamlanana kadar geliştirmek ve projeyi “tamamlanmış” olarak 
adlandırmak "
+"için ödenek alması ve daha sonra projeyi gerçekten de bitirdikleri ve "
+"kullanılır hale getirdikleri şirketleri kurmaları yaygındır. Bazen "
+"tamamlanmamış sürümü “özgür” olarak adlandırırlar; gerçekten de 
bozulmuş "
+"iseler, bunun yerine, üniversiteden özel bir lisans alırlar. Bu bir sır "
+"değildir; ilgili herkes tarafından açık bir şekilde kabul edilmektedir. "
+"Ancak araştırmacılar bu gibi şeyleri yapma isteğine açık değillerse, 
yine de "
+"araştırmayı gerçekleştireceklerdir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Programmers writing free software can make their living by selling services "
+"related to the software.  I have been hired to port the <a href=\"/software/"
+"gcc/\">GNU C compiler</a> to new hardware, and to make user-interface "
+"extensions to <a href=\"/software/emacs/\">GNU Emacs</a>.  (I offer these "
+"improvements to the public once they are done.)  I also teach classes for "
+"which I am paid."
+msgstr ""
+"Özgür yazılım geliştiren programcılar, yazılımla ilgili hizmetleri 
satarak "
+"yaşamlarını sağlayabilirler. <a href=\"/software/gcc/\">GNU C 
derleyicisini</"
+"a> yeni donanıma taşımak ve <a href=\"/software/emacs/\">GNU Emacs</a>’a 
"
+"kullanıcı ara yüzü uzantıları yapmak üzere tutulmuştum. 
(Gerçekleştirilmesi "
+"tamamlandıktan sonra bu gelişmeleri kamuya sundum.) Ayrıca ders verdim ve "
+"bunun için de ücret aldım."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"I am not alone in working this way; there is now a successful, growing "
+"corporation which does no other kind of work.  Several other companies also "
+"provide commercial support for the free software of the GNU system. This is "
+"the beginning of the independent software support industry&mdash;an industry "
+"that could become quite large if free software becomes prevalent.  It "
+"provides users with an option generally unavailable for proprietary "
+"software, except to the very wealthy."
+msgstr ""
+"Bu şekilde çalışan tek ben değilim; şimdi bundan başka hiçbir iş 
yapmayan "
+"başarılı ve büyüyen bir şirket var. Ayrıca GNU sisteminin özgür 
yazılımı "
+"için ticari olarak destek sağlayan başka birçok firma bulunmaktadır. Bu, 
"
+"bağımsız yazılım destek endüstrisinin başlangıcıdır, özgür 
yazılım baskın "
+"hale gelirse, oldukça büyüyecek olan bir endüstridir. Çok zengin olanlar 
"
+"dışındaki kullanıcılara, özel mülk yazılım için mevcut olmayan bir 
seçeneği "
+"sunmaktadır. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"New institutions such as the <a href=\"/fsf/fsf.html\">Free Software "
+"Foundation</a> can also fund programmers.  Most of the Foundation's funds "
+"come from users buying tapes through the mail.  The software on the tapes is "
+"free, which means that every user has the freedom to copy it and change it, "
+"but many nonetheless pay to get copies.  (Recall that &ldquo;free "
+"software&rdquo; refers to freedom, not to price.)  Some users who already "
+"have a copy order tapes as a way of making a contribution they feel we "
+"deserve.  The Foundation also receives sizable donations from computer "
+"manufacturers."
+msgstr ""
+"<a href=\"/fsf/fsf.html\">Özgür Yazılım Vakfı</a> gibi yeni vakıflar da 
"
+"programcıları finanse edebilir. Kurumun gelirlerinin çoğu, posta 
vasıtasıyla "
+"disk ve teyp alan kullanıcılar tarafından sağlanmaktadır. Teypler 
üzerindeki "
+"yazılım ücretsizdir, bu, her kullanıcının yazılımı kopyalama ve 
değiştirme "
+"özgürlüğünün olduğu anlamına gelmektedir ancak birçoğu kopyaları 
almak için "
+"ödeme yapmaktadır. (“Özgür yazılımın” ücretle ilgili değil 
özgürlükle ilgili "
+"olduğunu unutmayın.) Halihazırda bir kopyaya sahip bazı kullanıcılar, 
hak "
+"ettiğimizi düşündükleri bir katkıyı sağlamak için teyp sipariş 
etmektedir. "
+"Vakıf ayrıca bilgisayar üreticilerinden önemli oranda bağış da 
almaktadır. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The Free Software Foundation is a charity, and its income is spent on hiring "
+"as many programmers as possible.  If it had been set up as a business, "
+"distributing the same free software to the public for the same fee, it would "
+"now provide a very good living for its founder."
+msgstr ""
+"Özgür Yazılım Vakfı bir bağış kurumudur ve geliri, mümkün 
olduğunca fazla "
+"sayıda programcı tutmak için harcanmaktadır. Bir şirket olarak kurulmuş 
"
+"olsaydı, aynı ücretle aynı özgür yazılımı kamuya dağıtarak, 
kurucusu için "
+"çok iyi bir servet sağlayabilirdi."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Because the Foundation is a charity, programmers often work for the "
+"Foundation for half of what they could make elsewhere.  They do this because "
+"we are free of bureaucracy, and because they feel satisfaction in knowing "
+"that their work will not be obstructed from use.  Most of all, they do it "
+"because programming is fun.  In addition, volunteers have written many "
+"useful programs for us.  (Even technical writers have begun to volunteer.)"
+msgstr ""
+"Vakıf bir bağış kurumu olduğu için, programcılar genelde başka bir 
yerde "
+"kazanacaklarının yarı parasına Vakıf için çalışmaktadır. Bunu 
yapmaktadırlar "
+"çünkü bürokrasimiz yoktur ve çünkü çalışmalarının kullanımının 
"
+"engellenmeyeceğini bilmenin memnuniyeti içindedirler. Hepsinin ötesinde, "
+"programlama eğlenceli bir iştir. Buna ek olarak, gönüllüler de bizim 
için "
+"birçok yararlı program yazmıştır. (Teknik yazarlar bile gönüllüdür.)"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"This confirms that programming is among the most fascinating of all fields, "
+"along with music and art.  We don't have to fear that no one will want to "
+"program."
+msgstr ""
+"Bu, müzik ve sanatta olduğu gibi programlamanın çok etkileyici olduğunu "
+"doğrular. Hiç kimsenin programlama yapmayacağından korkmamıza gerek 
yoktur."
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid "What Do Users Owe to Developers?"
+msgstr "Kullanıcılar Geliştiricilere Ne Borçludur?"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"There is a good reason for users of software to feel a moral obligation to "
+"contribute to its support.  Developers of free software are contributing to "
+"the users' activities, and it is both fair and in the long-term interest of "
+"the users to give them funds to continue."
+msgstr ""
+"Yazılım kullanıcılarının, yazılımın desteklenmesine katkıda 
bulunmak için "
+"manevi bir zorunluluk hissetmesi için iyi bir neden vardır. Özgür 
yazılımın "
+"geliştiricileri, kullanıcıların eylemlerine katkıda bulunmaktadır ve 
özgür "
+"yazılım geliştiricilerine bunu sürdürmeleri için finansman sağlamak "
+"kullanıcıların uzun vadede ilgilendikleri bir husustur ve adildir. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"However, this does not apply to proprietary software developers, since "
+"obstructionism deserves a punishment rather than a reward."
+msgstr ""
+"Ancak, bu husus, özel mülk yazılım geliştiricileri için geçerli 
değildir "
+"çünkü kısıtlamalar, bir ödülden çok bir cezayı gerektirmektedir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"We thus have a paradox: the developer of useful software is entitled to the "
+"support of the users, but any attempt to turn this moral obligation into a "
+"requirement destroys the basis for the obligation.  A developer can either "
+"deserve a reward or demand it, but not both."
+msgstr ""
+"Bu nedenle burada bir ikilem vardır: yararlı yazılımın geliştiricisi, "
+"kullanıcıların desteğine hak kazanmaktadır ancak bu manevi zorunluluğun 
bir "
+"gereksinime dönüştürülmesine ilişkin her türlü girişim, zorunluluğa 
ilişkin "
+"temele zarar vermektedir. Geliştirici, bir ödülü hak edebilir ya da talep 
"
+"edebilir ancak bunların her ikisi de aynı anda olamaz."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"I believe that an ethical developer faced with this paradox must act so as "
+"to deserve the reward, but should also entreat the users for voluntary "
+"donations.  Eventually the users will learn to support developers without "
+"coercion, just as they have learned to support public radio and television "
+"stations."
+msgstr ""
+"Bu ikilem ile karşı karşıya kalan etik bir yazılım geliştiricinin, 
ödülü hak "
+"edecek şekilde davranacağına inanıyorum fakat tabiki kullanıcılardan 
gönüllü "
+"bağışı da rica etmelidir. Sonuç olarak, kullanıcılar, tıpkı kamuya 
ait radyo "
+"ve televizyon istasyonlarını desteklemeyi öğrendikleri gibi baskı 
olmaksızın "
+"geliştiricileri desteklemeyi de öğrenecektir."
+
+# type: Content of: <h3>
+msgid "What Is Software Productivity?"
+msgstr "Yazılım Üretkenliği Nedir?"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"If software were free, there would still be programmers, but perhaps fewer "
+"of them.  Would this be bad for society?"
+msgstr ""
+"Yazılım özgür olsaydı, hâlâ programcılar olacaktı ancak daha az 
sayıda "
+"olacaktı. Bu durum toplum için kötü olur muydu?"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Not necessarily.  Today the advanced nations have fewer farmers than in "
+"1900, but we do not think this is bad for society, because the few deliver "
+"more food to the consumers than the many used to do.  We call this improved "
+"productivity.  Free software would require far fewer programmers to satisfy "
+"the demand, because of increased software productivity at all levels:"
+msgstr ""
+"İlle de öyle olması gerekmez. Günümüzde gelişmiş toplumlar, 1900 
yılında "
+"olduğundan daha az sayıda çiftçiye sahiptir ancak bunun toplum için 
kötü "
+"olmadığını düşünmekteyiz çünkü daha az sayıda çiftçi, birçok 
çiftçinin "
+"sağladığından daha fazla gıda sağlamaktadır. Bunu gelişmiş 
üretkenlik olarak "
+"adlandırırız. Özgür yazılım, talebi karşılamak için çok daha az 
sayıda "
+"programcıya ihtiyaç duymaktadır çünkü her seviyede yazılım 
üretkenliği "
+"artmıştır:"
+
+# type: Content of: <ul><li>
+msgid "Wider use of each program that is developed."
+msgstr "Geliştirilen her bir program daha geniş kullanıma sahiptir."
+
+# type: Content of: <ul><li>
+msgid ""
+"The ability to adapt existing programs for customization instead of starting "
+"from scratch."
+msgstr ""
+"Derme çatma hazırlanmış bir şeyden başlamak yerine isteğe göre 
uyarlamak "
+"için mevcut programlar uyarlanabilir."
+
+# type: Content of: <ul><li>
+msgid "Better education of programmers."
+msgstr "Programcılar daha iyi bir şekilde eğitilir."
+
+# type: Content of: <ul><li>
+msgid "The elimination of duplicate development effort."
+msgstr "Tekrarlayan geliştirmeleri çabalarıın elenmesi"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Those who object to cooperation claiming it would result in the employment "
+"of fewer programmers are actually objecting to increased productivity.  Yet "
+"these people usually accept the widely-held belief that the software "
+"industry needs increased productivity.  How is this?"
+msgstr ""
+"Daha az sayıda programcının işe alınmasına neden olacağını ifade 
ederek "
+"işbirliğine karşı çıkanlar, gerçekte artmış üretkenliğe karşı 
çıkmaktadır. "
+"Aslında bu insanlar genelde yazılım endüstrisinin artmış üretkenliğe 
ihtiyaç "
+"duyduğuna ilişkin geniş çaplı olan inancı kabul etmektedirler. Peki bu 
nasıl "
+"olur?"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"&ldquo;Software productivity&rdquo; can mean two different things: the "
+"overall productivity of all software development, or the productivity of "
+"individual projects.  Overall productivity is what society would like to "
+"improve, and the most straightforward way to do this is to eliminate the "
+"artificial obstacles to cooperation which reduce it.  But researchers who "
+"study the field of &ldquo;software productivity&rdquo; focus only on the "
+"second, limited, sense of the term, where improvement requires difficult "
+"technological advances."
+msgstr ""
+"“Yazılım üretkenliği” iki farklı anlama gelebilir: tüm yazılım 
gelişiminin "
+"genel üretkenliği ya da  özel olarak projelerin üretkenliği. Genel "
+"üretkenlik, toplumun geliştirmek istediği bir şeydir ve bunu "
+"gerçekleştirmenin en doğrudan yolu, bunu engelleyen, işbirliğine 
ilişkin "
+"yapay engelleri ortadan kaldırmaktır. Ancak “yazılım üretkenliği” 
alanını "
+"çalışan araştırmacılar, yalnızca geliştirmenin zor teknolojik 
gelişmeleri "
+"gerektirdiği ikinci ve sınırlı ifadeye odaklanmaktadır."
+
+# type: Content of: <h3>
+msgid "Is Competition Inevitable?"
+msgstr "Rekabet Önlenemez Bir Şey Midir?"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Is it inevitable that people will try to compete, to surpass their rivals in "
+"society? Perhaps it is.  But competition itself is not harmful; the harmful "
+"thing is <em>combat</em>."
+msgstr ""
+"İnsanların rakiplerini geçmek için yarışmaya çalışmaları önlenemez 
bir şey "
+"midir? Belki de öyledir. Ancak rekabet zararlı bir şey değildir; zararlı 
"
+"olan şey <em>savaş</em>tır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"There are many ways to compete.  Competition can consist of trying to "
+"achieve ever more, to outdo what others have done.  For example, in the old "
+"days, there was competition among programming wizards&mdash;competition for "
+"who could make the computer do the most amazing thing, or for who could make "
+"the shortest or fastest program for a given task.  This kind of competition "
+"can benefit everyone, <em>as long as</em> the spirit of good sportsmanship "
+"is maintained."
+msgstr ""
+"Rekabet etmenin birçok yolu vardır. Rekabet, daha da fazlasını elde 
etmeye "
+"ve diğerlerinin yaptığından daha iyisini yapmaya çalışmaktan 
ibarettir. "
+"Örneğin, eskiden, programlama dehaları arasında rekabet vardı, 
bilgisayarın "
+"en şaşırtıcı şeyi yapmasını sağlama yarışı ya da belirli bir iş 
için en kısa "
+"ya da en hızlı programı kimin yazacağına ilişkin yarış. Bu rekabet 
tipi, iyi "
+"bir <em>centilmenlik</em> ruhunun korunması şartıyla herkes için yararlı 
"
+"olabilir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Constructive competition is enough competition to motivate people to great "
+"efforts.  A number of people are competing to be the first to have visited "
+"all the countries on Earth; some even spend fortunes trying to do this.  But "
+"they do not bribe ship captains to strand their rivals on desert islands.  "
+"They are content to let the best person win."
+msgstr ""
+"Yapıcı rekabet insanları iyi çalışmalar yapmak üzere yüreklendirmek 
için "
+"yeterli olan rekabettir. Bazı insanlar, dünyadaki tüm ülkeleri ziyaret 
eden "
+"ilk insan olmak için rekabet etmektedir; bazıları bu uğurda bir servet "
+"harcamaktadır. Ancak rakiplerinin çölleşmiş adalarda karaya oturmaları 
için "
+"gemi kaptanlarına rüşvet vermemektedirler. En iyi olanın kazanmasına 
rıza "
+"göstermektedirler."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Competition becomes combat when the competitors begin trying to impede each "
+"other instead of advancing themselves&mdash;when &ldquo;Let the best person "
+"win&rdquo; gives way to &ldquo;Let me win, best or not.&rdquo; Proprietary "
+"software is harmful, not because it is a form of competition, but because it "
+"is a form of combat among the citizens of our society."
+msgstr ""
+"İnsanlar kendilerini geliştirmek yerine birbirlerine engel olmaya 
çalışmaya "
+"başladıklarında, rekabet savaş haline gelir, “En iyi olan kazansın” "
+"felsefesinin yerini “En iyi olsam da olmasam da ben kazanayım” felsefesi 
"
+"alır. Özel mülk yazılım zararlıdır, bunun nedeni yalnızca bir rekabet 
biçimi "
+"olması değil ayrıca toplumumuzun vatandaşları arasındaki bir savaş 
biçimi "
+"olmasıdır. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Competition in business is not necessarily combat.  For example, when two "
+"grocery stores compete, their entire effort is to improve their own "
+"operations, not to sabotage the rival.  But this does not demonstrate a "
+"special commitment to business ethics; rather, there is little scope for "
+"combat in this line of business short of physical violence.  Not all areas "
+"of business share this characteristic.  Withholding information that could "
+"help everyone advance is a form of combat."
+msgstr ""
+"İş hayatındaki rekabetin mutlaka savaş olarak adlandırılması gerekmez. 
"
+"Örneğin, iki market rekabet ettiğinde, tüm çabaları kendi 
müşterilerini "
+"artırmaktır, rakibini sabote etmek değildir. Ancak bu, iş etiğine özel 
bir "
+"bağlılık göstermemektedir; daha çok, fiziksel şiddetin olmadığı bu 
iş hayatı "
+"çizgisinde savaş için az faaliyet alanı vardır. Tüm iş alanları bu "
+"karakteristiği paylaşmamaktadır. Herkesin gelişmesini sağlayan 
bilgilerin "
+"saklanması da bir savaş çeşididir. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Business ideology does not prepare people to resist the temptation to combat "
+"the competition.  Some forms of combat have been banned with anti-trust "
+"laws, truth in advertising laws, and so on, but rather than generalizing "
+"this to a principled rejection of combat in general, executives invent other "
+"forms of combat which are not specifically prohibited.  Society's resources "
+"are squandered on the economic equivalent of factional civil war."
+msgstr ""
+"Ticaret ideolojisi, insanların, rekabetle başa çıkmak için istek 
uyandıran "
+"şeye dayanmalarını sağlamaz. Bazı savaş tipleri, anti tekel kanunlarla "
+"yasaklanmıştır ancak yöneticiler bu kanunları ilkesel olarak savaşı "
+"reddedecek şekilde genişletmek yerine özel olarak yasaklanmamış başka 
savaş "
+"biçimlerini icat etmektedir. Toplumun, ayrılıkçı bir sivil savaşın 
ekonomik "
+"eşdeğerinde kaynağı israf edilmektedir."
+
+# type: Content of: <h3>
+msgid "&ldquo;Why Don't You Move to Russia?&rdquo;"
+msgstr "“Niçin Rusya’ya Taşınmıyorsunuz?”"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"In the United States, any advocate of other than the most extreme form of "
+"laissez-faire selfishness has often heard this accusation.  For example, it "
+"is leveled against the supporters of a national health care system, such as "
+"is found in all the other industrialized nations of the free world.  It is "
+"leveled against the advocates of public support for the arts, also universal "
+"in advanced nations.  The idea that citizens have any obligation to the "
+"public good is identified in America with Communism.  But how similar are "
+"these ideas?"
+msgstr ""
+"ABD’de uç derecede hiçbirşeye karışmama bencilliğinde olanlar hariç 
herhangi "
+"bir fikir savunucusu, bu suçlamayı genellikle duymuştur. Örneğin bu 
suçlama, "
+"özgür dünyanın diğer tüm endüstrileşmiş toplumlarında olduğu gibi, 
ulusal "
+"bir sağlık bakım sisteminin olması gerektiğini savunanlara da "
+"yöneltilmiştir. Evrensel olarak gelişmiş toplumlarda olduğu gibi, sanat "
+"dallarına kamusal desteği savunanlara da yöneltilmiştir. İnsanların 
halkın "
+"iyiliği için hissettiği sorumluluk, Amerika’da Komünizm olarak "
+"tanımlanmaktadır. Ancak bu fikirler ne kadar benzerdir?"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Communism as was practiced in the Soviet Union was a system of central "
+"control where all activity was regimented, supposedly for the common good, "
+"but actually for the sake of the members of the Communist party. And where "
+"copying equipment was closely guarded to prevent illegal copying."
+msgstr ""
+"Sovyetler Birliği’nde uygulandığı şekliyle komünizm, halkın iyiliği 
için "
+"olduğu varsayılan ancak gerçekte Komünist partinin üyelerinin iyiliği 
için "
+"çalışan bir merkezi kontrol sistemidir. Ve kopyalama cihazları yasal 
olmayan "
+"kopyalamayı önlemek için sıkı bir şekilde korunmaktadır."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"The American system of software copyright exercises central control over "
+"distribution of a program, and guards copying equipment with automatic "
+"copying-protection schemes to prevent illegal copying."
+msgstr ""
+"Amerikan yazılım telif hakkı sistemi, bir programın dağıtılması 
üzerinde "
+"merkezi kontrol uygular ve yasal olmayan kopyalamayı önlemek için 
kopyalama "
+"cihazlarını, otomatik kopya koruma sistemleriyle korur. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"By contrast, I am working to build a system where people are free to decide "
+"their own actions; in particular, free to help their neighbors, and free to "
+"alter and improve the tools which they use in their daily lives.  A system "
+"based on voluntary cooperation and on decentralization."
+msgstr ""
+"Bunun tersi olarak, insanların kendi işlemlerine karar vermekte özgür "
+"oldukları bir sistem inşa etmeye çalışmaktayım; özellikle, insanlar "
+"komşularına yardım etme konusunda ve günlük hayatlarında 
kullandıkları "
+"araçları geliştirme ve değiştirme konusunda özgür olmalıdırlar. Bu, 
gönüllü "
+"iş birliği ve yetkiyi merkezden alarak dağıtmayı esas alan bir 
sistemdir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Thus, if we are to judge views by their resemblance to Russian Communism, it "
+"is the software owners who are the Communists."
+msgstr ""
+"Bu nedenle, fikirleri, Rusya Komünizmine benzerlikleriyle yargılayacak "
+"olursak, burada yazılım sahipleri Komünistlerdir."
+
+# type: Content of: <h3>
+msgid "The Question of Premises"
+msgstr "Önermeler Sorusu"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"I make the assumption in this paper that a user of software is no less "
+"important than an author, or even an author's employer.  In other words, "
+"their interests and needs have equal weight, when we decide which course of "
+"action is best."
+msgstr ""
+"Bu yazıda yazılım kullanıcısının bir yazardan ya da hatta bir yazarın 
"
+"çalışanından daha az önemli olmadığı varsayımını yapmaktayım. 
Başka bir "
+"deyişle, hangi davranış tipinin en iyisi olduğuna karar verdiğimizde, "
+"yazılım kullanıcılarıyla yazarların ilgi alanları ve ihtiyaçları 
eşit öneme "
+"sahiptir. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"This premise is not universally accepted.  Many maintain that an author's "
+"employer is fundamentally more important than anyone else.  They say, for "
+"example, that the purpose of having owners of software is to give the "
+"author's employer the advantage he deserves&mdash;regardless of how this may "
+"affect the public."
+msgstr ""
+"Bu önerme evrensel olarak kabul edilmemiştir. Birçok insan, bir yazarın "
+"patronunun temelde başka herhangi birinden daha önemli olduğunu "
+"düşünmektedir. Örneğin, şu ifade yaygındır: Yazılımınların 
sahibinin "
+"olmasının amacı, yazarın patronuna hak ettiği avantajı sağlamaktır, 
bunun "
+"halkı nasıl etkileyeceği önemli değildir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"It is no use trying to prove or disprove these premises.  Proof requires "
+"shared premises.  So most of what I have to say is addressed only to those "
+"who share the premises I use, or at least are interested in what their "
+"consequences are.  For those who believe that the owners are more important "
+"than everyone else, this paper is simply irrelevant."
+msgstr ""
+"Bu önermelerin kanıtlanması ya da çürütülmesinin bir yolu yoktur. 
Kanıt, "
+"ortak önermeleri gerektirir. Bu nedenle, söylemekte olduklarımın 
birçoğu, "
+"yalnızca kullandığım önermelere katılanlara ya da en azından 
sonuçlarının ne "
+"olduğuyla ilgilenenlere yöneliktir. Ürün sahiplerinin herkesten önemli "
+"olduğunu düşünenler için, bu yazı basit bir şekilde önemsizdir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"But why would a large number of Americans accept a premise that elevates "
+"certain people in importance above everyone else? Partly because of the "
+"belief that this premise is part of the legal traditions of American "
+"society.  Some people feel that doubting the premise means challenging the "
+"basis of society."
+msgstr ""
+"Ancak niçin bir çok Amerikalı, belirli insanları diğer herkesin 
üstünde "
+"tutan bir önermeyi kabul etsin ki? Bunun nedeni kısmen bu önermenin 
Amerikan "
+"toplumunun hukuksal geleneğinin bir parçası olmasıdır. Bazı insanlar, 
bu "
+"önermeden şüphe duyulmasının toplumun temelinde sorunların olduğu 
anlamına "
+"geldiğini hisseder."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"It is important for these people to know that this premise is not part of "
+"our legal tradition.  It never has been."
+msgstr ""
+"Bu insanların, bu önermenin hukuksal geleneğimizin bir parçası 
olmadığını "
+"bilmeleri önemlidir. Hiçbir zaman da bu önerme, hukuksal yasal 
geleneğimizin "
+"bir parçası olmamıştır. "
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Thus, the Constitution says that the purpose of copyright is to &ldquo;"
+"promote the progress of science and the useful arts.&rdquo; The Supreme "
+"Court has elaborated on this, stating in &lsquo;Fox Film vs. Doyal&rsquo; "
+"that &ldquo;The sole interest of the United States and the primary object in "
+"conferring the [copyright] monopoly lie in the general benefits derived by "
+"the public from the labors of authors.&rdquo;"
+msgstr ""
+"Öyle ki Anayasa, telif hakkının amacının “bilimin ve yararlı 
sanatların "
+"ilerlemesini desteklemek” olduğunu söylemektedir. Üst Kurul, bunun 
üzerinde "
+"özenle çalışmıştır ve Fox Film vs. Doyal’de şu ifadeyi 
kullanmıştır: “A.B."
+"D.’nin tek çıkarı ve [telif hakkı] tekelin görüşülmesindeki temel 
hedef, "
+"halkın yazarlardan edindiği genel faydalarda bulunmaktadır.”"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"We are not required to agree with the Constitution or the Supreme Court.  "
+"(At one time, they both condoned slavery.)  So their positions do not "
+"disprove the owner supremacy premise.  But I hope that the awareness that "
+"this is a radical right-wing assumption rather than a traditionally "
+"recognized one will weaken its appeal."
+msgstr ""
+"Anayasa ya da Üst Kurulla fikir birliği içinde olmamız gerekmez. (Bir "
+"zamanlar, her ikisi de köleliğe göz yummuştur.) Bu nedenle, fikirleri "
+"sahibin üstünlüğü önermesini çürütmemektedir. Umarım ki, bunun, 
geleneksel "
+"bir varsayımdan çok, bir radikal sağ varsayımı olduğunun farkına 
varılması "
+"çekiciliğini azaltacaktır."
+
+# type: Content of: <h3>
+msgid "Conclusion"
+msgstr "Sonuç"
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"We like to think that our society encourages helping your neighbor; but each "
+"time we reward someone for obstructionism, or admire them for the wealth "
+"they have gained in this way, we are sending the opposite message."
+msgstr ""
+"Toplumumuzun komşuya yardım edilmesini yüreklendirdiğini düşünmek 
isteriz; "
+"ancak birilerini karşı duruş gösterdikleri için her 
ödüllendirişimizde ya da "
+"bu şekilde kazandıkları onları takdir ettiğiömizde, eleştirel mesajlar 
"
+"alırız."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"Software hoarding is one form of our general willingness to disregard the "
+"welfare of society for personal gain.  We can trace this disregard from "
+"Ronald Reagan to Dick Cheney, from Exxon to Enron, from failing banks to "
+"failing schools.  We can measure it with the size of the homeless population "
+"and the prison population.  The antisocial spirit feeds on itself, because "
+"the more we see that other people will not help us, the more it seems futile "
+"to help them.  Thus society decays into a jungle."
+msgstr ""
+"Yazılım karaborsacılığı, kişisel yarar için toplum çıkarının 
önemsenmemesine "
+"itibar etmeme isteğimizin bir parçasıdır. Bu önemsememeyi Ronald 
Reagan’dan "
+"Jim Bakker’a, Ivan Boesky’den Exxon’a, batan bankalardan başarısız 
okullara "
+"kadar her yerde görebiliriz. Bunu, evsiz ve hapishanedeki insan sayısının 
"
+"büyüklüğünden ölçebiliriz. Anti sosyal ruh kendi kendini beslemektedir 
çünkü "
+"diğer insanların bize yardım etmeyeceğini gördükçe, onlara yardım 
etmek de o "
+"kadar saçma görünmektedir. Bu nedenle toplum vahşileşmektedir."
+
+# type: Content of: <p>
+msgid ""
+"If we don't want to live in a jungle, we must change our attitudes.  We must "
+"start sending the message that a good citizen is one who cooperates when "
+"appropriate, not one who is successful at taking from others.  I hope that "
+"the free software movement will contribute to this: at least in one area, we "
+"will replace the jungle with a more efficient system which encourages and "
+"runs on voluntary cooperation."
+msgstr ""
+"Vahşi bir ormanda yaşamak istemiyorsak, davranışlarımızı 
değiştirmeliyiz. "
+"İyi bir vatandaşın uygun olduğu zaman işbirliği yapan biri olduğu, "
+"birilerinden alma konusunda başarılı biri olmadığı mesajını 
göndermeye "
+"başlamalıyız. Umarım ki, özgür yazılım hareketi buna katkıda 
bulunacaktır: "
+"en azından bir alanda, vahşi orman yerine, gönüllü işbirliğini 
yüreklendiren "
+"ve bunu esas alarak çalışan daha etkin bir sistemle bunu elde edeceğiz. "
+
+# type: Content of: <h3>
+msgid "Footnotes"
+msgstr "Dipnotlar"
+
+# type: Content of: <ol><li>
+msgid ""
+"The word &ldquo;free&rdquo; in &ldquo;free software&rdquo; refers to "
+"freedom, not to price; the price paid for a copy of a free program may be "
+"zero, or small, or (rarely) quite large."
+msgstr ""
+"“Free software”'deki “free” sözcüğü, özgürlüğe atıf 
yapmaktadır, fiyata atıf "
+"yapmamaktadır; özgür bir programın bir kopyası için ödenen ücret 
sıfır ya da "
+"çok düşük bir ücret ya da (nadiren) oldukça yüksek bir ücret 
olabilir."
+
+# type: Content of: <ol><li>
+msgid ""
+"The issues of pollution and traffic congestion do not alter this "
+"conclusion.  If we wish to make driving more expensive to discourage driving "
+"in general, it is disadvantageous to do this using toll booths, which "
+"contribute to both pollution and congestion.  A tax on gasoline is much "
+"better.  Likewise, a desire to enhance safety by limiting maximum speed is "
+"not relevant; a free-access road enhances the average speed by avoiding "
+"stops and delays, for any given speed limit."
+msgstr ""
+"Kirlilik ve trafik tıkanması hususları bu sonucu değiştirmemektedir. 
Genel "
+"olarak insanları araba sürmekten vazgeçirmek için araba sürmeyi daha 
pahalı "
+"hale getirmek istersek, bunu, geçiş ücreti stantlarını kullanarak yapmak 
"
+"daha dezavantajlıdır, geçiş ücreti stantları tıkanıklığı 
artırmaktadır. "
+"Benzin üzerine vergi koymak daha iyidir. Benzer şekilde, maksimum sürme "
+"hızının sınırlandırılmasıyla güvenliğin geliştirilmesi isteği, 
buna ilişkin "
+"değildir; herhangi belirli bir hız sınırı için özgür erişimli bir 
yol, "
+"durmaları ve gecikmeleri önleyerek ortalama sürme hızını 
artırmaktadır. "
+
+# type: Content of: <ol><li>
+msgid ""
+"One might regard a particular computer program as a harmful thing that "
+"should not be available at all, like the Lotus Marketplace database of "
+"personal information, which was withdrawn from sale due to public "
+"disapproval.  Most of what I say does not apply to this case, but it makes "
+"little sense to argue for having an owner on the grounds that the owner will "
+"make the program less available.  The owner will not make it <em>completely</"
+"em> unavailable, as one would wish in the case of a program whose use is "
+"considered destructive."
+msgstr ""
+"Toplumun beğenmemesinden dolayı piyasadan çekilen Lotus Marketplace 
kişisel "
+"bilgi veri tabanı gibi belirli bir bilgisayar programı hiç olmaması 
gereken "
+"zararlı bir şey olarak değerlendirilebilir. Söylediğim şeylerin çoğu 
bu "
+"durum için geçerli değildir ancak sahibin, programı daha elverişsiz hale 
"
+"getirmesi zemininde bir sahibin olması için tartışmak daha az 
anlamlıdır. "
+"Program sahibi, programın elverişliliğini tamamen ortadan kaldırmaz, 
ancak "
+"kullanımı zarar verici olarak değerlendirilen bir program söz konusu "
+"olduğunda bu, istenen bir durumdur."
+
+# type: Content of: <h4>
+msgid ""
+"This essay is published in <a href=\"http://shop.fsf.org/product/free-";
+"software-free-society/\"><cite>Free Software, Free Society: The Selected "
+"Essays of Richard M. Stallman</cite></a>"
+msgstr ""
+"Bu yazı <a href=\"http://shop.fsf.org/product/free-software-free-society/";
+"\"><cite>Özgür Yazılım, Özgür Toplum: Richard M. Stallman'ın 
Seçilmiş "
+"Yazıları</cite> kitabında yayınlanmıştır</a>"
+
+# type: Content of: <div>
+#. TRANSLATORS: Use space (SPC) as msgstr if you don't have notes.
+msgid "*GNUN-SLOT: TRANSLATOR'S NOTES*"
+msgstr " "
+
+# type: Content of: <div><p>
+msgid ""
+"Please send FSF &amp; GNU inquiries to <a href=\"mailto:address@hidden";>&lt;"
+"address@hidden&gt;</a>.  There are also <a href=\"/contact/\">other ways to "
+"contact</a> the FSF.  <br /> Please send broken links and other corrections "
+"or suggestions to <a href=\"mailto:address@hidden";>&lt;address@hidden"
+"org&gt;</a>."
+msgstr ""
+"Lütfen FSF ve GNU ile ilgili sorularınızı <a 
href=\"mailto:address@hidden";>&lt;"
+"address@hidden&gt;</a> adresine iletin. FSF ile iletişim kurmanın <a 
href=\"/"
+"contact/\">başka yolları</a> da vardır. Lütfen çalışmayan 
bağlantıları ve "
+"başka düzeltmeleri veya önerilerinizi <a href=\"mailto:address@hidden";
+"\">&lt;address@hidden&gt;</a> adresine gönderin."
+
+# type: Content of: <div><p>
+msgid ""
+"Please see the <a href=\"/server/standards/README.translations.html"
+"\">Translations README</a> for information on coordinating and submitting "
+"translations of this article."
+msgstr ""
+"Bu makale için çeviri göndermek veya çevirileri düzenlemek için lütfen 
<a "
+"href=\"/server/standards/README.translations.html\">çeviriler hakkındakı "
+"BENİOKU</a> dosyasına bakınız."
+
+# type: Content of: <div><p>
+msgid ""
+"Copyright &copy; 1998, 2000, 2001, 2006, 2007 Free Software Foundation, Inc."
+msgstr ""
+"Copyright &copy; 1998, 2000, 2001, 2006, 2007 Free Software Foundation, Inc."
+
+# type: Content of: <div><p>
+msgid ""
+"Verbatim copying and distribution of this entire article are permitted "
+"worldwide, without royalty, in any medium, provided this notice, and the "
+"copyright notice, are preserved."
+msgstr ""
+"Bu makalenin tamamının kelimesi kelimesine kopyalanmasına ve 
dağıtılmasına, "
+"ücret talep etmeksizin, herhangi bir ortamda, bu notu ve yazar hakkı "
+"bildirisini korumak şartıyla, dünya çapında izin verilmiştir."
+
+# type: Content of: <div><div>
+#. TRANSLATORS: Use space (SPC) as msgstr if you don't want credits.
+msgid "*GNUN-SLOT: TRANSLATOR'S CREDITS*"
+msgstr ""
+"<p><strong>Çeviriye katkıda bulunanlar:</strong></p>\n"
+"<ul>\n"
+"\n"
+"<li>\n"
+"<a href=\"http://yzgrafik.ege.edu.tr/~tekrei/\";>Tahir Emre Kalaycı</a>\n"
+"<a href=\"mailto:address@hidden";>&lt;address@hidden&gt;</"
+"a>,\n"
+"2009.\n"
+"</li>\n"
+"\n"
+"<li>\n"
+"Çiğdem Özşar,\n"
+"2009.\n"
+"</li>\n"
+"\n"
+"<li>\n"
+"Birkan Sarıfakıoğlu,\n"
+"2009.\n"
+"</li>\n"
+"\n"
+"<li>\n"
+"Serkan Çapkan,\n"
+"2009.\n"
+"</li>\n"
+"\n"
+"<li>\n"
+"İzlem Gözükeleş,\n"
+"2009.\n"
+"</li>\n"
+"\n"
+"</ul>"
+
+# type: Content of: <div><p>
+#.  timestamp start
+msgid "Updated:"
+msgstr "Son Güncelleme:"
+
+# type: Content of: <div><h4>
+msgid "Translations of this page"
+msgstr ""
+"Bu sayfanın diğer dillere <a href=\"/server/standards/README.translations."
+"html\">çevirileri</a>:"




reply via email to

[Prev in Thread] Current Thread [Next in Thread]